peydahlamak ne demek, nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Güncel Türkçe Sözlük

peydahlamak anlamı
(-i) 1. İstenmeyen veya uygun olmayan şeyler edinmek. 2. (nsz) mec. Ortaya çıkarmak, oluşturmak: "Birbirine hiç benzemeyen iki mesleğin peydahladığı bu ucube, yarılmış bir dildi, hasta bir dil." -T. Uyar.

peydahlamak eş anlamlısı

oluşturmak
(-i) Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek: "Bu kahraman orduyu doğuran ve oluşturan bu millet var oldukça: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!" -B. Felek.
Sponsorlu Bağlantılar

peydahlamak ile en alakalı sözcükler ve anlamı

  • tevlit etmek:

    Güncel Türkçe Sözlük

    tevlit etmek anlamı
    1) doğurmak, doğurtmak; 2) sebep olmak, oluşturmak.

    tevlit etmek eş anlamlısı

    doğurmak
    (nsz, -i) 1. Yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak: “Bir kadın tarlada doğuruyor, bir kadın hastanede doğuramıyor.” –S. F. Abasıyanık. 2. mec. Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak: “Bir kıvılcım isyan havası doğuruyor ve zor önlemlerin alınmasına yol açıyor.” –A. Kutlu.oluşturmak
    (-i) Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek: “Bu kahraman orduyu doğuran ve oluşturan bu millet var oldukça: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!” –B. Felek.sebep olmak
    neden olmak, yol açmak: “Fakat gördüğü şey, kederini filan unutup enikonu telaşlanmasına sebep oldu.” –E. Şafak.

    Devamını Oku
  • yapılandırmak:

    Güncel Türkçe Sözlük

    yapılandırmak anlamı
    (-i) 1. Yapılı duruma getirmek. 2. Oluşturmak. 3. Düzenlemek.

    yapılandırmak eş anlamlısı

    düzenlemek
    (-i) 1. Düzenli, düzgün duruma getirmek, düzen vermek, tanzim etmek: Odasını düzenledi. 2. Yapmak, hazırlamak: “Merdivenleri, masaları gayet hantal, battal şeyler. Bodrumun ışığını da buna göre düzenlemişler.” –B. R. Eyuboğlu. 3. müz. Düzenleme yapmak. 4. müz. Müzik aletlerini akort etmek.oluşturmak
    (-i) Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek: “Bu kahraman orduyu doğuran ve oluşturan bu millet var oldukça: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!” –B. Felek.

    “yapılandırmak” için örnek kullanımlar

    Bizimle aynı şehirde yaşayan göçmen kökenli vatandaşlarımızın da geleceğimizi birlikte yapılandırmak için fikirlerine, deneyim ve yeteneklerine ihtiyacımız var.The future of our citizens with an immigrant background living in the same city as us to configure the ideas, experience and skills we need.Kaynak: postgazetesi.comgerilemekte olan sanayi alanlarını yeniden yapılandırmak ve tarımın önemini yitirmeye yüz tuttuğu kırsal bölgelerde tarımsal çeşitliliği arttırmaktır.
    Kaynak:

    Devamını Oku
  • tesis etmek:

    Güncel Türkçe Sözlük

    tesis etmek anlamı
    kurmak, ortaya çıkarmak, oluşturmak: “Ayşe derhâl dostluk tesis eden bir İstanbul kızıydı.” –S. F. Abasıyanık.

    Türkçe – İngilizce

    tesis etmek anlamı
    fiil
    1) base

    tesis etmek eş anlamlısı

    kurmak
    (-i) 1. Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek: “Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk.” –F. R. Atay. 2. Hazırlamak: “Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak.” –R. H. Karay. 3. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek: “Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor.” –H. Taner. 4. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak: Turşu kurmak. 5. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek: “Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi?” –O. S. Orhon. 6. Yapmak, inşa etmek: “Çirkin yapıları örtecek güzel yapılar kuralım.” –N. Ataç. 7. Yapmak, oluşturmak: “Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular.” –Ö. Seyfettin. 8. tic. Ortaklık sağlamak. 9. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek: “Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu.” –T. Buğra. 10. Bir araya getirmek, toplamak: Divan kurmak. 11. Gizlice hazırlamak, tasarlamak: “Çocukların top oynadıkları kumluktan iskeleye doğru yürürken hep planlar kuruyordu.” –C. Uçuk. 12. Düşünmek: “Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum.” –S. F. Abasıyanık. 13. Aklına koymak: O gitmeyi bir kez kurdu mu artık durmaz. 14. Zihinde büyütmek: “Bayram ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu.” –H. E. Adıvar. 15. Sağlamak, oluşturmak: Dostluk kurmak. İlişki kurmak. 16. mec. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek.oluşturmak
    (-i) Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek: “Bu kahraman orduyu doğuran ve oluşturan bu millet var oldukça: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!” –B. Felek.

    Devamını Oku
  • çocuk peydahlamak:

    Güncel Türkçe Sözlük

    çocuk peydahlamak anlamı
    evli olmayan kadın, gebe kalmak.

    Devamını Oku
  • peyda etmek:

    Güncel Türkçe Sözlük

    peyda etmek anlamı
    çıkarmak, oluşturmak, ortaya çıkarmak, edinmek: “Uzun boyu hafif bir kamburluk peyda etmiş.” –H. C. Yalçın.

    peyda etmek eş anlamlısı

    çıkarmak
    (-den) 1. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak: “Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı.” –Ö. Seyfettin. 2. (-i) Sonunu getirmek: Bu para ile ayı çıkarırız. 3. (-i) Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. 4. (-i) Bulmak, ortaya koymak: Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak. 5. (-i) Hatırlamak: “Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım.” –N. Cumalı. 6. (-i, -den) Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek: Öfkesini benden çıkardı. 7. (-i, -den) Sağlamak, elde etmek: Ekmeğini taştan çıkarmak. 8. (-i, nsz) Gibi göstermek, bir davranış yüklemek: Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak. 9. Sindirim yolundan dışarı atmak: “Sonunda dayanamayıp o gece ne yediyse çıkardı.” –İ. O. Anar. 10. İlgisini keserek uzaklaştırmak. 11. (-i) Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak: “İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti.” –S. F. Abasıyanık. 12. (-i) Yayımlamak: “Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı.” –O. S. Orhon. 13. (-i) Gidermek: Lekeyi çıkarmak. 14. (nsz) Sebep olmak, yol açmak: “Bir dedektif bürosu açmış, hükûmet zorluk çıkardığından kapatmıştı.” –R. H. Karay. 15. (nsz) Yapmak, üretmek: Bu terzi çok iş çıkarıyor. 16. (-e, nsz) Sunmak: Konuklara çerez çıkardı. 17. (-e, -i) Göstermek: “Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın.” –M. Ş. Esendal. 18. (-i, -le) Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak: “Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami…” –H. Taner. 19. (nsz) Yollamak, göndermek: Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti. 20. (nsz) Boşaltmak: “Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik.” –R. H. Karay. 21. (nsz) Resim yapmak. 22. (nsz) Fotoğraf çektirmek. 23. (-i) mec. Söylemek: “Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır.” –O. C. Kaygılı. 24. (-i, -den) mat. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek.edinmek
    (nsz) Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, iktisap etmek: “Başlangıçta ücretini düşük tutup el mahareti edindi.” –İ. O. Anar.oluşturmak
    (-i) Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek: “Bu kahraman orduyu doğuran ve oluşturan bu millet var oldukça: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!” –B. Felek.

    Devamını Oku
  • al sancak:

    Güncel Türkçe Sözlük

    al sancak, -ğı anlamı
    is. Türk bayrağı: “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” –M. A. Ersoy.

    Devamını Oku
  • korkulmak:

    Divanü Lügati’t-Türk

    korkulmak anlamı
    korkulmak

    Güncel Türkçe Sözlük

    korkulmak anlamı
    (-den) 1. Korkmak: Öyle şeylerden korkulur mu? 2. Kaygı duyulmak: “Mesele pürüzlüdür, bir skandal hâlini almasından korkulur.” –R. H. Karay.

    korkulmak eş anlamlısı

    korkmak
    (nsz) 1. Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak: “Karanlık yerde insan korkmaz mıydı?” –S. F. Abasıyanık. 2. Kaygı duymak, endişe etmek: “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.” –M. A. Ersoy. 3. Çekinmek, sakınmak, saygı duymak: “Sabaha karşı aşağı indi, aralık kapıdan korka korka babasına baktı.” –R. N. Güntekin. 4. Yapamamak, cesaret edememek.

    Devamını Oku
  • ıslah etmek:

    Güncel Türkçe Sözlük

    ıslah etmek anlamı
    1) iyi bir duruma getirmek, iyileştirmek, düzeltmek: “Sanat yalnız insanları ıslah etmeye yarar bir vasıtadır.” –Y. K. Beyatlı. 2) yola getirmek.

    Türkçe – İngilizce

    ıslah etmek anlamı
    fiil
    1) improve
    2) reclaim
    3) reform
    4) bowdlerize
    5) grade up
    6) chasten

    ıslah etmek eş anlamlısı

    düzeltmek
    (-i) 1. Düzgün duruma getirmek: “Kirli eşyalarımı paketlere sardım, bavulumu düzelttim.” –R. N. Güntekin. 2. Bozukluğunu gidermek, onarmak. 3. Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek: “Öğleden sonra nüfus kâğıdını getir, kaydını düzeltelim.” –B. Felek.iyileştirmek
    (-i) 1. İyileşmesini sağlamak, sağlığına kavuşturmak, tedavi etmek. 2. Eksikliğini, bozukluğunu gidermek, ıslah etmek.

    Devamını Oku
  • ihdas etmek:

    Güncel Türkçe Sözlük

    ihdas etmek anlamı
    1) ortaya çıkarmak, meydana getirmek; 2) kurmak; 3) bir şeyin olmasına, ortaya çıkmasına sebep olmak.

    ihdas etmek eş anlamlısı

    kurmak
    (-i) 1. Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek: “Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk.” –F. R. Atay. 2. Hazırlamak: “Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak.” –R. H. Karay. 3. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek: “Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor.” –H. Taner. 4. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak: Turşu kurmak. 5. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek: “Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi?” –O. S. Orhon. 6. Yapmak, inşa etmek: “Çirkin yapıları örtecek güzel yapılar kuralım.” –N. Ataç. 7. Yapmak, oluşturmak: “Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular.” –Ö. Seyfettin. 8. tic. Ortaklık sağlamak. 9. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek: “Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu.” –T. Buğra. 10. Bir araya getirmek, toplamak: Divan kurmak. 11. Gizlice hazırlamak, tasarlamak: “Çocukların top oynadıkları kumluktan iskeleye doğru yürürken hep planlar kuruyordu.” –C. Uçuk. 12. Düşünmek: “Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum.” –S. F. Abasıyanık. 13. Aklına koymak: O gitmeyi bir kez kurdu mu artık durmaz. 14. Zihinde büyütmek: “Bayram ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu.” –H. E. Adıvar. 15. Sağlamak, oluşturmak: Dostluk kurmak. İlişki kurmak. 16. mec. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek.

    Devamını Oku
  • tırsmak:

    Güncel Türkçe Sözlük

    tırsmak, -ar anlamı
    (-den) Ürkmek, korkmak, çekinmek.

    tırsmak eş anlamlısı

    çekinmek
    (-den) 1. Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak: “Karşı karşıya oturup yalnız kaldığımız zaman göz göze gelmekten çekindiğini de hissettim.” –P. Safa. 2. (nsz) Bir şey sürünmek: Sürmeler çekinmiş bir kadın.korkmak
    (nsz) 1. Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak: “Karanlık yerde insan korkmaz mıydı?” –S. F. Abasıyanık. 2. Kaygı duymak, endişe etmek: “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.” –M. A. Ersoy. 3. Çekinmek, sakınmak, saygı duymak: “Sabaha karşı aşağı indi, aralık kapıdan korka korka babasına baktı.” –R. N. Güntekin. 4. Yapamamak, cesaret edememek.ürkmek
    (nsz) 1. Bir şeyden korkup sıçramak, tevahhuş etmek: “Gölgesinden ürkmüş bir Arap atı gibi şahlandı.” –Ö. Seyfettin. 2. Şaşkınlık ve korku duymak: “Birisi merdivenlerden biraz hızlı inip çıktığı zaman biz de ürküyorduk.” –R. N. Güntekin. 3. Ağaç meyve vermemek: Şeftaliler bu yıl ürkmüş. 4. mec. Çekinmek: “Yaramaz çocuk tutumundan her zaman ürkerdi.” –H. Taner.

    Devamını Oku
Sponsorlu Bağlantılar