ehkam ne demek, nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

ehkam anlamı
< Ar. ahkâm: ahkam
Sponsorlu Bağlantılar

ehkam ile en alakalı sözcükler ve anlamı

  • böğürme:

    Güncel Türkçe Sözlük

    böğürme anlamı
    is. Böğürmek işi.

    “böğürme” için örnek kullanımlar

    için tören ve ayinler düzenlenir,her yıl ilkbaharda da,sürüden,böğürme sesiyle Ahın tarafından belirlendiğine inanılan beyaz bir düve
    Kaynak: Şaheçok sesliliğe ‘çatlak sesler’ söylemiyle saldıran; hiphopı –böğürme, küfür, bıdı bıdı edebiyatı, ahkam kesme, caka satma, sidik
    Kaynak: Jön Türk (rap sanatçısı)Erkekler bu dönemde 500 metre uzaktan duyulabilen kalın böğürme sesleri çıkarırlar. Buna karşılık dişilerin çıkardığı sesler daha hafif
    Kaynak: Sığın

    Devamını Oku
  • philosophize:

    İngilizce – Türkçe

    philosophize anlamı
    fiil
    1) filozofça konuşmak
    2) felsefe ile uğraşmak
    3) filozofça düşünmek

    “philosophize” için örnek kullanımlar

    They pontificate and philosophize.Onlar ahkam ve felsefe.Kaynak: tylerpaper.comechoed by Aristotle in his Metaphysics 982b12: “It was their wonder, astonishment, that first led men to philosophize and still leads them.”
    Kaynak: Philosophical methodcome into being, “philosophers must become kings…or those now called kings must…genuinely and adequately philosophize” (The Republic , 5.473d).
    Kaynak: Philosopher kingAnother is that he was a man of great vision who was able to conceptualize and philosophize about many of his practices and theories.
    Kaynak: Adolphe Appia

    Devamını Oku
  • gaip:

    Güncel Türkçe Sözlük

    gaip, -bi anlamı
    is. (ga:ip) 1. Görünmez âlem: Gaipten bir ses geldi. 2. sf. esk. Göz önünde olmayan, hazır bulunmayan, nerede olduğu bilinmeyen. 3. db. esk. Üçüncü kişi.

    Türkçe – İngilizce

    gaip anlamı
    isim
    1) defaulter
    2) the unseen

    “gaip” için örnek kullanımlar

    Hiç bilmediğimiz bize gaip olan iç meselelerde ahkam kesmek doğru değil.I do not know the defaulter us pontificate of the internal affairs is not true.Kaynak: haber.mynet.comAilelere, ‘gaip veya şehit kararı verelim’ gibi teklifler geliyor.Families, 'let the decision of the defaulter, or a martyr' comes from such proposals.Kaynak: yerelgundem.comÖlüm dışında kişi hakları kayıplık (gaip)durumunda belli hükümlere tabidir. Tüzel Kişi: Hükmi şahıs olan tüzel kişiler, insanların
    Kaynak: Kişiler hukukuyukarıda Türkiye için değerli mal olarak ifade ettiğim biricik kıymetli silahlı kuvvetlerin bu değerini gaip etmesiyle (kaybetmesiyle) neticelenir.
    Kaynak: Rüştü ErdelhunŞiîlik ile Sünnîlik arasındaki anlayış ve uygulama farkları: Küçük yaşta gaip (saklı) olan 12. imamın ölmediğine ve halen hayatta olup
    Kaynak: Şiilik

    Devamını Oku
  • Fazıla:

    Kişi Adları Sözlüğü

    Fazıla anlamı Köken: Ar.
    Söyleyiş: (fa:zıla) Cinsiyet: Kız
    Erdemli.

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    fazılâ anlamı
    Fazla

    Çüngüş, Çermik Diyarbakır

    “Fazıla” için örnek kullanımlar

    Fazıla “Hanımsultan” İbrahim (d.8 Ağustos 1941 -) Sultan Vahdettin ‘in torunu Hanzade Sultan ile Mısır Prensi Mehmet Ali İbrahim’in kızı.
    Kaynak: Fazıla İbrahimFazıla kara semenderi (Lyciasalamandra fazilae), Salamandridae familya sından Türkiye ‘de endemik bir semender türü. Eskiden
    Kaynak: Fazıla kara semenderiFarabi’nin hayatı ve ölümü üzerine çok sayıda hikaye aktarılmış olmasına rağmen, bunların çoğu güvenilir değildir Farabi’nin El-Medinetü’l-Fazıla
    Kaynak: FarabiFaysal, 1957 ‘de Osmanlı lar’ın son hükümdarı Sultan Vahdeddin ‘le Halife Abdülmecid Efendi ‘nin küçük torunu olan Mısır Prensesi Fazıla
    Kaynak: II. FaysalKendisi gibi eğitimci olan Fazıla Kanad ile evli idi. 1974 ‘de hayatını geçirdiği Ankara ‘da vefat etmiştir. 27 Kasım 2006 tarihinde Gazi
    Kaynak: Halil Fikret KanadTürkiye’deki türleri: Fazıla kara semenderi (Lyciasalamandra fazilae) Marmaris semenderi (Lyciasalamandra flavimembris) Sarıçınar
    Kaynak: SemenderBaşlıca eserler : el Medinetül Fazıla (Farabi ) es Siyasetüs Şeriyye (İbn Teymiye ) el Ahkamüs Sultaniyye (Maverdi ) Siyasetname
    Kaynak: SiyasetnameTürkiye’deki türleri: Fazıla kara semenderi Lyciasalamandra fazilae Marmaris semenderi Lyciasalamandra flavimembris Sarıçınar semenderi ya
    Kaynak: SemendergillerIrak Kralı Faysal’ın nişanlısı ve aynı zamanda son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in torunu Prenses Hanzade’nin kızı Prenses Fazıla ile evliydi.
    Kaynak: Suat Hayri Ürgüplü

    Devamını Oku
  • ahkâm:

    BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü

    ahkâm anlamı
    hükm’ün çoğulu.

    Güncel Türkçe Sözlük

    ahkâm anlamı
    ç. is. (ahkâ:mı) Hükümler.

    “ahkâm” için örnek kullanımlar

    Bilmediğiniz konularda da ahkâm kesmeniz, hatta tezler yazıvermeniz…Pontificate on topics you do not know, or even theses yazıvermeniz …Kaynak: haber.sol.org.trTelevizyonculukta, her konuda ahkâm kesecek bir seviyeyi tutmuş değilim.Televizyonculukta, kept a level cut judgments about everything I'm not.Kaynak: gundem.bugun.com.trÜç beş gün kaldığım bir yer için çok ahkâm kesemem ama gözlemlerim var.Judgments can not stop a place to stay for three to five days, but there are observations.Kaynak: radikal.com.trAyeti celilesi ise, veda haccında nazil olmuş ve Ahkâm ayetleri içinde son inendir.Celilesi Verse of the farewell pilgrimage has been revealed in the verses and the last descending Ahkam.Kaynak: hakimiyet.comBunun yerine “mes’ele” adini verdiğim ahkâm âyetlerinin açıklamalarını koydum. Bir, iki veya daha fazla hüküm ihtiva eden her âyete bazı
    Kaynak: El KurtubîHanefî mezhebine bağlı olduğu için ahkâm ayetlerinin tevilinde Hanefîliğin esaslarını ön plânda tutmuştur. Ayrıca bakınız : Kelâm
    Kaynak: Ebu Mansur el-MatüridîMuhammed onu ilim şehrinin kapısı; insanların en bilgini; ahkâm ilminin en âlimi ve ümmete Ehli Beyt’i açıklayan kimse olarak nitelemiştir
    Kaynak: Haydar – ı KerrarMuhammed onu ilim şehrinin kapısı; insanların en bilgini; ahkâm ilminin en âlimi ve ümmet e Ehli Beyt ‘i açıklayan kimse olarak
    Kaynak: AliBaşka dilden geçen sözcüklerin yenisiyle değiştirilme dizelgeleri Arapça kökenli alıntı sözler: ahkâm | yargılar | | ahlak | 1) töre,
    Kaynak: Türkçedeki yabancı kökenli sözcüklerin Türkçe karşılıklarıYncil sahipleri, Allah’ın onda indirdigi (ahkâm) ile hükmetsinler. Ve kim, Allah’ın indirdigi ile hükmetmezse, iste onlar fasıklardır.
    Kaynak: İmam Mehdi

    Devamını Oku
  • çatık:

    Güncel Türkçe Sözlük

    çatık anlamı
    sf. Çatılmış olan: “O çatık, kara kaşlı, al yanaklı hanımın kucağına oturmak lazım gelmişti.” –Y. K. Karaosmanoğlu.

    Türkçe – İngilizce

    çatık anlamı
    sıfat
    1) frowning
    2) wrinkly

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    çatık anlamı
    İki dere veya iki yolun birleştiği yer.

    Bursa
    Cinis *Aşkale –Erzurum
    Teslim *Malkara –Tekirdağ

    çatık anlamı
    1. Birleşik. 2.bakınız» Çat(I)-1.çatık anlamı
    Yakı.

    Körküler *Yalvaç –Isparta

    çatık anlamı
    Büyük havlu.

    *Serik –Antalya

    “çatık” için örnek kullanımlar

    Çatık kaşlı, gergin ve her hali ile isyankâr bir asiydi sanki.Beetle-browed, with a rebellious state of the nervous and it asiydi.Kaynak: haber.sol.org.trÇok çatık kaşlı bir adam ama o dönemin konsepti öyle.The concept of man scowling, but it is a lot of the time.Kaynak: haberturk.comÇatık kaşlar burun üstündeki çizgilere, sürekli gülmek kaz ayaklarına neden oluyor.Frowning eyebrows, nose, on the lines, crow's feet, causing permanent laugh.Kaynak: haber.gazetevatan.comÖte yandan gözlerinin çevresindeki tansiyonun seviyesi yüksek oluyor ve kaşları çatık oluyor.On the other hand, is a high level of tension around the eyes and eyebrows are frowning.Kaynak: bursadabugun.comBon Jovi hayranları arasında bir sembol haline gelen albüm kapağındaki çatık kaşlı gülen yüz Have A Nice Day albümünün temasını
    Kaynak: Have a Nice Day (Bon Jovi albümü)Evlerin birbirine çatık olmasından da “Çatık İn” şeklinde söylenegelmiştir. Zamanla bu ad kısalarak bugünkü hali olan “Çatin” halini
    Kaynak: Çetin, OrtaköyTatyos Efendi’nin, çatık kaşlı, pos bıyıklı, kısa boylu, tıknaz yapılı, kalender yaradılışlı, hafif şehlâ gözlü bir kişi olduğu söylenir.
    Kaynak: Tatyos EfendiSert bakışları ve çatık kaşları nedeniyle zaman zaman korkulan birisi olmuştur. Tam 22 sene NBA de forma giymiş ve 45 yaşında basketbolu
    Kaynak: Robert ParishKent’in Büyük Cümlekapısı’ndan en uzak noktada, kuzey doğuda, sur dört fersah öteye uzanıyordu ve tam orada çatık kaşlı bir tepeden
    Kaynak: Minas TirithKara gözleri, kalın, kara çatık kaşları, dolgun yüzü vardır. Aşık Alesker 1921 yılında durumu nisbeten düzelince yeniden, doğduğu köye,
    Kaynak: Âşık AleskerSimpsonlar çatık kaşlı bir Bill Moyers ‘ın ahkam kesmesi gibi düşünceli olabilir – buna rağmen son derece eğlenceli.” diye yazdı The
    Kaynak: Bart Gets an FOrta boylu, yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, açık alınlı, kırmızı yanaklı, kara gözlü, çatık kaşlı, sık sakallı, geniş omuzlu olarak
    Kaynak: I. MehmedIchigo, 15 yaşında, sürekli kaşları çatık ve somurtkan duran bir öğrencidir. Bununla beraber, göründüğünden çok daha iyi kalpli ve zekidir
    Kaynak: Ichigo Kurosaki

    Devamını Oku
  • sunuş:

    BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü

    sunuş anlamı İng. presentation Alm. Präsentation Fr. présentation
    TV. Bir televizyon yayın merkezinin, çeşitli bölümlerden oluşan izlencesinin sürekli, akıcı bir gidiş içinde, izlence aralarını gerekli biçimde doldurarak ve yayına belirli bir kişilik kazandırarak yayması.

    Güncel Türkçe Sözlük

    sunuş anlamı
    is. 1. Sunma işi: “Bu röportajların özellikleri açı tazeliği, sunuş özelliği ve kıvrak mizahı idi.” –H. Taner. 2. Büyüklere söylenilen söz, maruzat. 3. Ön söz.

    Türkçe – İngilizce

    sunuş anlamı
    isim
    1) presentation
    2) submission
    3) offering
    4) presentment
    5) submittal
    6) feature

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    sunuş anlamı
    Armağan, vergi

    Kırım göçmenleri, Çifteler –Eskişehir

    sunuş eş anlamlısı

    maruzat
    is. (ma:ru:za:tı) Mevki, makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan, bildirilen dilek veya bilgi, sunuş: Size maruzatım var.

    “sunuş” için örnek kullanımlar

    Koza TV’de hakikaten haber sunuş formatı daha çok bizi ilgilendiriyor.Cocoon TV news presentation format really concern us more.Kaynak: haberciniz.bizYaptığımız iş, profesyonel bir sunuş da gerektiriyor sonuçta.Our business also requires presentation of a professional after all.Kaynak: sabah.com.trAmaçları genç tasarımcılara çalışmalarını göstermek, birbirleriyle tanışmak için Roppongi ‘de deneysel arenada insanlara sunuş yapılmasını
    Kaynak: Pecha KuchaBu modelde uygulama katmanı, sunuş ve veri katmanları arsındaki geçişi sağlar. Web tarayıcısı nın meydana getirdiği sunuş ve veri tabanı
    Kaynak: Hareket işlem sistemiDizinin ahkam bölümünde hikayeye uygun bir formatta Hayko Cepkin bir önsöz niteliğinde sunuş gerçekleştirir. Dizinin diğer oyuncuları her
    Kaynak: Acayip HikayelerSamyeli, Kanal D ana haber bülteninde farklı haber sunuş tarzıyla uluslararası 2 ödüle layık görülmüştür. Samyeli, Milliyet Gazetesi ‘nde
    Kaynak: Defne Samyeli4 mektup, 1 hipermetin, 3 sunuş yazısı yayımlandı Dergi, yeni kuşak şiir ve şiir eleştirisine getirdiği yeniliklerle 2000’li yılların
    Kaynak: Heves (dergi)evrilebilirlik olasılığının olmadığını ancak programın sunuş şekline bağlı olduğunu göstermiştir Aynı şekilde, organizmaların
    Kaynak: EvrilebilirlikKitapta, araştırma, deney, keşif, sunuş, cinsiyet ayrımcılığı, ırk ayrımcılığı ve bir bilim insanına özgü problemlere ağırlık verilmiştir
    Kaynak: Genç Bilimadamına ÖğütlerAyrıca plakta Halit Kıvanç ‘ın sunuş konuşması da yer almaktadır. Albümün gördüğü büyük ilgiyle birlikte adı tangoyla birlikte anılmaya
    Kaynak: Tangolarİlk sayıda sunuş yazısında, tarihin akışı içinde düşünce, kültür ve teknik alanlarındaki tüm atılımların insanlık değerinin hazinesi
    Kaynak: Adımlar (dergi)üniversite tezini andıran kitabını hocası, fakültenin dekanı Fehmi Yavuz ‘a ithaf etmiş, Profesör Yavuz da kitaba bir sunuş yazısı yazmıştır.
    Kaynak: Gizli Belgelerle Barış GönüllüleriDers planı ise hazırlık, sunuş ve uygulama olmak üzere 3 aşamadan oluşmaktadır. Hazırlık bölümünde öğrenme bilinçsiz bir şekilde doğal
    Kaynak: Kodaly MetoduSunuş: Kaynak Yayınları tarafından yayınlanan kitabın sunuş yazısında şöyle denilmektedir. Atatürk’ü bilmek ve anlamak, 20. yüzyıl
    Kaynak:

    Devamını Oku
  • tutturmak:

    Divanü Lügati’t-Türk

    tutturmak anlamı
    tutturmak, yakalatmak

    Güncel Türkçe Sözlük

    tutturmak anlamı
    (-i, -e) 1. Tutmasını sağlamak. 2. (nsz) Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak: “Urumeli Hisarı’na oturmuşum / Oturmuş da bir türkü tutturmuşum.” –O. V. Kanık. 3. (nsz) Aklına koyup direnmek, ısrar etmek: “Sakal diye tutturmuş, başka laf dinlemiyor.” –M. Ş. Esendal. 4. (-i, -e) Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak. 5. (nsz) Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek: “Taşı fırlattı ama tutturamadı.” –Halikarnas Balıkçısı. 6. (-i) Takip etmek: “Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahalle kahvesinin kapısı önüne kadar geldi.” –M. Ş. Esendal.

    Türkçe – İngilizce

    tutturmak anlamı
    fiil
    1) fasten
    2) attach
    3) pin
    4) stick together
    5) stick
    6) tack
    7) clip
    8) bind
    9) latch
    10) insist
    11) seam together
    12) clasp
    13) bond
    14) braid
    15) hasp
    16) infix
    17) rub in
    18) stereotype
    19) tack together
    kelime öbeği
    1) be hung up on

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    tutturmak anlamı
    Ayak diremek, üstünde durmak, direnmek.

    *Düzce –Bolu

    tutturmak anlamı
    Sezdirmek.

    *Bornova –İzmir

    tutturmak anlamı
    Yazmacılıkta boyayı beze çıkmayacak biçimde emdirmek.

    *Fatih –İstanbul

    tutturmak eş anlamlısı

    bağlamak
    (-i, -e) 1. Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak: Gemiyi iskeleye bağlamak. 2. Düğümlemek: İpi ipe bağlamak. 3. (-i) Yara ilaç koyup bezle sarmak: Yarayı bağlamak. 4. (-i) Denk yapmak, paket yapmak: Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak. 5. (nsz) Oluşmak, tutmak, meydana gelmek: “Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı” –F. N. Çamlıbel. 6. Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek: Birine haftalık bağlamak. 7. Anlaşma yapmak: İşleri sözleşmeye bağlamak. 8. (-i) Uyulması zorunlu olmak: “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” –Anayasa. 9. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak: Bu iş beni çok bağladı. 10. (-i) Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. 11. (-i) Geçişi engellemek: Bütün yolları bağlamışlar. 12. (-i) Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. 13. (-i) Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. 14. mec. Gönlünü kazanmak: Bu davranışınız beni size bağladı. 15. mec. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. 16. mec. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak: “Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?” –R. N. Güntekin.çivi
    is. 1. İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. 2. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.ısrar etmek
    1) bir konuda, bir düşüncede sürekli direnmek, ayak diremek: “Siz benim usule bakın diye ısrar ediyordu.” –Ç. Altan. 2) çok istemek.takip etmek
    1) yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitmek, izlemek: “Kocası okurken gözleriyle satırları takip ediyor, elleriyle boncuk çantasını ovalıyordu.” –Ö. Seyfettin. 2) belli bir yöne gitmek: Bu yolu takip ederseniz eve varırsınız. 3) uymak: Modayı takip etmek. 4) bir şeyi izlemek: “Böylesi anlarda, diziyi çarpık bir nazarla takip etmekten geri duramıyor.” –E. Şafak. 5) dikkatle dinlemek, anlamak: Öğretmenin anlattıklarını takip etmek. 6) kovuşturmak: “Vaziyeti yukarıdan ve bizzat takip etmek lazım geldi.” –Atatürk. 7) hemen arkasından gelmek: “Bu hoyrat düşünceleri bir şimşek süratiyle taban tabana zıt fikirler takip ediyor.” –H. Taner.

    “tutturmak” için örnek kullanımlar

    Ahkamını tutturmak kadar adabını da tutturmak da gerekir.You also need to fasten up fasten Ahkamını manners.Kaynak: timeturk.comApple’ın telefonu tasarlarken amacının 330 dolar seviyesini tutturmak olduğu da iddialar arasında.Apple's phone is designing the purpose of attaching the arguments between the level of $ 330.Kaynak: chip.com.trYarışmacılar eşlerinin tahmin ettiği sayıda frizbiyi atarak tahminleri tutturmak için mücadele edecekler.Estimates of the number of predicted husbands throwing the frisbee Contestants will compete for attachment.Kaynak: spothaber.comMassa: “Pist gelişti ve pistte daha fazla kauçuk olunca tempoyu tutturmak kolaylaştı. Önünde araç da yoktu”.Massa: "The track improved and more rubber on the track when it easier to fasten the pace. Was in front of the car."Kaynak: trf1.netdoğrusal cisimleri, birbirine tutturmak için kullanılan yöntemdir. Düğüm, bir veya birden fazla ipten, dokumalardan, sicim ve kayışlardan
    Kaynak: Düğümdoğrusal cisimleri, birbirine tutturmak için kullanılan yöntemdir. Ayrıca şu anlamlara da gelebilir: Düğüm , Unix dosya sistemi terimi
    Kaynak: Düğüm (anlam ayrımı)Bir şeyi başka bir şeye ya da birçok şeyleri topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip; sicim, şerit, tel gibi: düğümlenebilir nesne
    Kaynak: BağKöprü , diş hekimliğinde olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılan diş protezi
    Kaynak: Köprü (anlam ayrımı)istenen boyutlarda yeni bir cam kesmek,birkaç ince çiviyle bu camı yerine tutturmak ve kenarlarına cam macunu sürerek sağlamlaştırmak gerekir.
    Kaynak: CamcıAğaç kabuğunu soyma, iki tahtayı biribirine tutturmak için açılan oyuklar en çok kullanıldığı yerlerdir. Ağızları eğimli olanlar en
    Kaynak: İskarpelaHer oyuncu 4.0 üzerinden en az 2.0 ortalama tutturmak durumundadır. Eğer ortalaması, istenilen ortalamanın biraz altındaysa oyuncu 1 dönem
    Kaynak: NCAAKitap fasiküllerinin sırtlarını bir arada tutmak ve onu da cilt kapağına tutturmak için kulanılır. Kaynakça : Kategori:Tekstil Kategori:
    Kaynak: Gazlı bezAncak tüm çabalara rağmen orta kemeri tutturmak mümkün olmamıştır. Yine rivayetlere göre yapan usta bir yiğidin kurban edilerek duvarın
    Kaynak: Akarca, PehlivanköyKılıç kuşanma ile ilgili terimler: Ito | Kabzayı tenge tutturmak için sarılan örgü. Bir arada durmaları için menuki nin üzerine sarılır. |
    Kaynak: Japon kılıcı terminolojisiKalbe nişan alınması da bir yöntemdir fakat kalbi tam olarak tutturmak sanıldığından zordur. Kurşunun mideye sıkılması ise nispeten yavaş
    Kaynak: İntihar yöntemleriKızlar tülbentlerine tutturmak için köye gelen satıcılardan toka alıp, kollarına gümüş bilezik, kulaklarına küpe takarlarmış.
    Kaynak: Davulalan, YıldızeliKültür : Korsenletmek Ateşi söndürmeye yüz tutturmak 106. Koyun gözü Papatya 107. Köz tavası Köz alınan,ateş tavası,küreği 108.
    Kaynak: Ramazanlı, SarıkayaAslında ilk Volvo’larda logoyu ızgaraya tutturmak için başka bir yöntem bulunamaması üzerine kullanılan bu diyagonal şerit, zamanla Volvo
    Kaynak: Volvo CarsÇok uğraşmışlar ama tutturmak bir türlü mümkün olmamış. Köprü yapılmadan evvel zamanın hükümdarı sefere giderken Kızılırmak ‘ın sığ
    Kaynak: KarakeçiliÇünkü enstrümanlarda belirli notaları tutturmak çok zordur. Timpanide ise davulların boyutlarına göre notalar incelip kalınlaşabilir.
    Kaynak: DavulKızlar tülbentlerine tutturmak için köye gelen satıcılardan toka alıp, kollarına gümüş bilezik, kulaklarına küpe takarlarmış.
    Kaynak: Yeşilalan, Yıldızeli

    Devamını Oku
  • önsöz:

    BSTS / Edebiyat ve Söz Sanatı Terimleri Sözlüğü

    önsöz anlamı Osm. Mukaddime Fr.Préface
    Bir eserin amacını belirtmek üzere onun baş tarafına eklenen, fakat ondan bir parça sayılmayan kısım.

    BSTS / Kitaplıkbilim Terimleri Sözlüğü

    önsöz anlamı İng. preface, foreword Osm. mukaddeme, dibace
    Kitabın amacını, konusunu, işleniş biçimini açıklayan ve (ya da) hazırlanmasında emeği geçen kişileri anan yazı.

    BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü

    önsöz anlamı Osm. mukaddime Fr.préface
    Bir yapıtın amacını belirtmek için başına konan tanıtıcı yazı.

    Türkçe – İngilizce

    önsöz anlamı
    isim
    1) preface
    2) foreword
    3) preamble
    4) introduction
    5) exordium
    6) prologue
    7) prolog
    8) proem
    9) prolegomena

    “önsöz” için örnek kullanımlar

    Gördüğü ilgi sebebiyle yayınevi yetkililerini bile şaşırtan kitapta, Yılmaz Erdoğan’ın el yazısıyla yazdığı bir önsöz de bulunuyor.Due to the interest in the book publishing has even surprised the authorities, in a preface written by Yılmaz Erdoğan's handwriting.Kaynak: sabah.com.trRuhanî benzeme), Önsöz, Arapçadan Romenceye çevirme, önsöz ve notlar: Rodica Firănescu ve George Grigore. Kriterion Yayınları, Bükreş,
    Kaynak: George GrigoreUzun bir önsöz ile başlayan bu kitapta, sayıları 10’u geçmeyen hayali karakter vardır. Önsöz de bu belirtilmiştir. Kitaptaki geri kalan
    Kaynak: Diriliş – Çanakkale 1915Eser bir önsöz, üç büyük bölüm ve bir sonsöz ihtiva eder. Her bölüm daha alt bölümlere ayrılmıştır. Önsöz tamamen dinidir. Birinci bölüm
    Kaynak: MarifetnameBir Başka Açıdan İlim ve Din, Tarih Boyunca İlim ve Din (heyet) kitabına önsöz, İzmir, 1998 (İbrahim Canan) kitabına önsöz, T.Ö.V., İzmir, 1979
    Kaynak: Fethullah GülenHer savaş sonrası antlaşmalarına önsöz olarak konması şartını getiren Milletler Cemiyeti Yasası; Bir Başlangıç Bölümü ve 26 maddeden
    Kaynak: Milletler CemiyetiYazar romanın yazılışından 25 yıl sonra yeni bir önsöz eklemiştir. Hindistan’ın bağımsızlığıyla yakın tarihinin işlendiği yapıt ilk
    Kaynak: Geceyarısı ÇocuklarıKitap, toplam on bir bölüm ve bir önsöz ile girişten oluşmaktadır. Kitabın önsözü Douglas Coupland tarafından yazılmıştır. Bölümler
    Kaynak: Planet SimpsonDizinin ahkam bölümünde hikayeye uygun bir formatta Hayko Cepkin bir önsöz niteliğinde sunuş gerçekleştirir. Dizinin diğer oyuncuları her
    Kaynak: Acayip HikayelerApographum Gronovii Codex Vaticanus Graecus 981 (önsöz ve özet)Codex Monacensis Graecus 355 (önsöz ve özet)Codex Parisinus Graecus 400 (önsöz ve özet)
    Kaynak: AleksiadBatı tarzında bir reform taraflısı olan Doğu Kilisesi patriği Cyrille Lucer’in iman bildirisine, Le Clerc ile birlikte bir önsöz yazdı.
    Kaynak: Giovanni DiodatiHalikarnas Balıkçısı ‘nın manevi oğlu olarak eserlerini ölümünden sonra yayımlayan, tüm kitaplarına önsöz yazan, Balıkçı’nın manevi
    Kaynak: Şadan GökovalıEser, bir önsöz, üç bölüm ve bir sonuçtan meydana gelir. Latîfî, eserinde şairler hakkında objektif davranmıştır. Ayrıca bakınız
    Kaynak: LatîfîAlbus Dumbledore’un kitaba yazdığı önsöz ise şöyledir:“Bu kitaptan elde edilecek kazanç Comic Relief’e gidecek, onlar da sizin paranızı
    Kaynak: Çağlar Boyu Quidditch

    Devamını Oku
  • bürek:

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    bürek anlamı
    Börek

    Doğu Trakya

    “bürek” için örnek kullanımlar

    Trakya ağızlarında ilk hecedeki /ö/ sesi daralabilir: börek-bürek… Kıbrıs ağızlarında t↔d, k↔g değişimi görülür: kurt ↔ gurd…
    Kaynak: Anadolu ağızlarıTrakya ağızlarında ilk hecedeki /ö/ sesi daralabilir: börek-bürek… Kıbrıs ağızlarında t↔d, k↔g değişimi görülür: kurt ↔ gurd…
    Kaynak: Türkiye Türkçesi ağızları

    Devamını Oku
Sponsorlu Bağlantılar