deriyle ilişkili lenfoit doku ne demek, nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

BSTS / Mikrobiyoloji Terimleri Sözlüğü

deriyle ilişkili lenfoit doku anlamı İng. skin-associatedlymphoid tissue, salt  
Özgül olmayan bağışık yanıtın ilk hattını oluşturan derideki lenfoit doku.
Sponsorlu Bağlantılar

deriyle ilişkili lenfoit doku ile en alakalı sözcükler ve anlamı

  • mukozayla ilişkli lenfoit doku:

    BSTS / Mikrobiyoloji Terimleri Sözlüğü

    mukozayla ilişkli lenfoit doku anlamı İng. mucosal-associated lymphoid tissue, malt  
    Bağırsak mukozasında yerleşmiş olan ve buradaki bağışıklığı oluşturan lenfoit doku.

    Devamını Oku
  • mukozal lenfoit doku:

    BSTS / Histoloji-Embriyoloji Terimleri Sözlüğü

    mukozal lenfoit doku anlamı İng. mucosal lymphatic tissue
    Sindirim, solunum ve ürogenital sistemin mukozalarında mukozal bağışıklığın oluşumunu sağlayan ve M adı verilen membranöz hücreleri içeren lenf foliküllerinin bulunduğu yaygın lenfoit doku.

    Devamını Oku
  • kan hücresi yapan doku:

    BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü

    kan hücresi yapan doku anlamı İng. haemopoietic tissue, leucopoietic tissue Alm. Bildungsherde Fr.tissu hémopoietique
    (Yun. haima: kan; poietikos: yapıcı; leukos: ak) Lenfoyit doku, miyeloyit doku (kemik iliği) gibi kan hücrelerinin meydana getirildiği dokular. Hemopoietik doku, lökopoietik doku.

    Devamını Oku
  • destek doku:

    Güncel Türkçe Sözlük

    destek doku anlamı
    is. 1. Vücuda destek görevi yaptıkları için bağ dokusunun kıkırdak ve kemik dokularına bir arada verilen ad. 2. bit. b. Kalın çeperli, güçlü hücrelerden oluşmuş, bitkiye diklik, sertlik ve sağlamlık kazandıran doku.

    “destek doku” için örnek kullanımlar

    Jölemsi yapıdaki bu madde, cildimizde destek doku olarak zaten var.Jelly-like structure of this substance, as already exists on our skin connective tissue.Kaynak: posta.com.tr

    Devamını Oku
  • salt:

    BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü

    salt anlamı İng. pure Osm. sırf, saf, mahz Lat.purus Alm. rein Fr.pur
    1- İçine, kendisine yabancı başka hiç bir şey karışmamış olan ; arı. 2- Uygulamayla ilişkisi olmayan bilimler. (Ör. salt matematik.) 3- Başka bir yetiye bağlı olmayan. (Ör. Descartes’ta salt anlık duyulara gereksinme göstermeyen, böylece de salt olan bilgiyi sağlar.) Salt us (Kant’ta): Deneyden bağımsız, içinde duyudan hiç bir şey bulunmayan us.

    BSTS / Mikrobiyoloji Terimleri Sözlüğü

    SALT anlamı İng. skin-associatedlymphoid tissue, SALT
    Deriyle ilişkili lenfoit doku.

    BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

    salt anlamı Osm. mutlak Fr.absolu, modul
    (fizik, kimya, matematik)

    Güncel Türkçe Sözlük

    salt anlamı
    sf. 1. İçinde yabancı bir öge bulunmayan, mutlak: “Çelişkileri salt geleneklerin, törenin, eğitimin bir sonucu saymışızdır.” –A. Ağaoğlu. 2. fel. İçine, kendisine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. 3. zf. Yalnızca: “Sanat adına konuşmakta kendinde hak gören, her konuştuğunu da salt doğrudur diye karşısındakine kabullendirmek isteyen kimseler sardı etrafımızı.” –N. Cumalı.

    İngilizce – Türkçe

    salt anlamı
    isim
    1) tuz
    2) tuzluk
    3) nükte
    4) lezzet
    5) tad
    6) espri
    sıfat
    1) tuz
    2) tuzlu
    fiil
    1) tuzlamak
    2) biriktirmek
    3) salamura yapmak
    4) tuzlayarak saklamak

    Tarama Sözlüğü

    salt anlamı
    Yalnız, sadece.

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    salt anlamı
    Deli.

    Uşak

    salt anlamı
    Tatsız, yavan.

    Uşak

    salt eş anlamlısı

    arı
    (I) sf. 1. Temiz, münezzeh. 2. Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis. 3. Günahsız.arı
    (II) is. hay. b. Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica).mutlak
    sf. 1. Salt: “Eskilerden üstün olmasa da onlar kadar mutlak bir roman yazmak istiyorum.” –H. E. Adıvar. 2. fel. Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık. 3. zf. Kesinlikle.yalnızca
    zf. (yalnı’zca) 1. Yalnız olarak. 2. Tek başına: “Ona vefasızlıkta biraz düşünceli davranmayı yararlı buluyor, yalnızca bulduklarında yeni başkana pek uysal davranıyorlardı.” –M. Ş. Esendal. 3. Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın, yalnız, ancak, tek, sırf, salt, sadece: “Yalnızca duygulara, sezgilere başvurmak yanıltıcı olabilir.” –N. Uygur.

    “salt” için örnek kullanımlar

    Ama salt bugünkü başkanın ve kurul üyelerinin günahını almayalım.But only not take away the sin of the current president and board members.Kaynak: yerelgundem.comEğer salt çoğunluk ‘Hayır’ deseydi projeye başlamayacaktık.If a simple majority 'No' he said he başlamayacaktık project.Kaynak: haberturk.comBu filmleri salt festival filmi olarak düşünmek doğru olmaz.It would not be correct to think of the film festival movies only.Kaynak: haberturk.comKatılımcıları SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Vasıf Kortun seçti.SALT Research and Programs, Director of the participants chose to Kortun.Kaynak: sabah.com.trSalt çoğunluk, bir topluluğun üye tam sayı sının yarısından bir fazlası. TBMM 550 üyeden oluşmaktadır. Bunun salt çoğunluğu 276’dır.
    Kaynak: Salt çoğunlukProgramlanabilir salt okunur bellek (PROM – programmable read-only memory) veya yerinde programlanabilir salt okunur bellek (FPROM – field
    Kaynak: Programlanabilir salt okunur bellek

    Devamını Oku
  • periarteryel lenfoit kılıf:

    BSTS / Patoloji Terimleri Sözlüğü

    periarteryel lenfoit kılıf anlamı İng. periarteriolar lymphoid sheath
    Dalakta merkezi atardamar çevresinde toplanmış lenfoit hücre tabakası.

    Devamını Oku
  • primer lenfoit organlar:

    BSTS / Mikrobiyoloji Terimleri Sözlüğü

    primer lenfoit organlar anlamı İng. primary lymphoid organs
    Memelilerde kemik iliği ve timus gibi, bağışıklık sisteminde rol oynayan lenfositlerin oluşum yeri.

    BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü

    primer lenfoit organlar anlamı İng. primary lymphoid organs
    Bağışıklık sisteminde rol oynayan lenfositlerin oluşum yeri.

    Devamını Oku
  • ilişkili:

    Güncel Türkçe Sözlük

    ilişkili anlamı
    sf. İlişkisi olan.

    Türkçe – İngilizce

    ilişkili anlamı
    sıfat
    1) related
    2) connected
    3) involved
    4) interrelated

    “ilişkili” için örnek kullanımlar

    Ayrıca anne sütü annenin beslenmesiyle doğrudan ilişkili bir ürün.In addition, a product directly related to breast feeding mother.Kaynak: haber.stargazete.comÇünkü insan sağlığı sadece medikal hizmetlerle ilişkili değildir.Because the only medical services not related to human health.Kaynak: bugun.com.trKamuda hiç çalışmadım ama iş alemiyle yakından ilişkili olan birisiyim.A man who never worked in the public sector, but closely related to the work created world at large.Kaynak: haberler.comTabletler isimleriyle ilişkili ekran seçenekleriyle geliyor.Associated with the names of the screen is available in tablets.Kaynak: techno-labs.comSistem veya düzenek, birbiriyle etkileşen veya ilişkili olan, bir bütün oluşturan cisim veya varlık ların bileşke sidir. Bu varlıklar
    Kaynak: SistemOrmancılık, orman ların ve ormanla ilişkili doğal kaynakların idaresi, ağaçlandırma faaliyetleri ve bu faaliyetlerin yapılabilmesi için
    Kaynak: Ormancılıkİslam mitolojisi, İslam ile ilişkili bazı dini anlatıların ve kavramların işlendiği mitoloji dalıdır. Başka inanç sahipleri ya da
    Kaynak: İslam mitolojisiRüya, uyku nun genel ve karakteristik özelliklerinden biri olup, uykunun hızlı göz hareketi (REM) adlı evreleriyle yakından ilişkili
    Kaynak: RüyaTabu, insan davranışlarının belli alanları ya da belli normlarla ilişkili olarak kutsal veya dokunulmaz olarak tanımlanmış oldukça güçlü
    Kaynak: TabuMac OS X işletim sistemlerinde birbiriyle ilişkili masaüstü uygulamaları, sunucular ve hizmetler sunan bir ticari ofis yazılım paketidir.
    Kaynak: Microsoft OfficeRibozomal RNA (rRNA), ribozom arda bulunan bir RNA tipidir, ribozomun protein senteziyle ilişkili katalitik fonksiyonundan sorumludur.
    Kaynak: Ribozomal RNAOkyanuslar ve onlarla ilişkili ekosistem leri, kimyasal ve fiziksel süreçleri inceler. Deniz kaynaklarının geliştirilmesine,
    Kaynak: Okyanus bilimiWeb grafik tasarımı, grafik tasarım alanı ile yakın ilişkili bir konu olarak ele alınabilir ama kendi içerisinde ayrı bir dal olarak çok
    Kaynak: Web grafik tasarımıKaroten, C 40 H 56 formüllü birbiriyle ilişkili birkaç bileşik için kullanılan bir terimdir. Karoten, fotosentez için önemli bir
    Kaynak: KarotenTriptik, (Yunanca ) yan yana ve birbiriyle ilişkili üç resmin oluşturduğu pano şeklindeki hareketli grup resimlerdir. Üç parça halindeki
    Kaynak: TriptikÇok dilli bir tesarus olan AGROVOC tarım , ormancılık , balıkçılık , gıda güvenliği alanlarını ve bunlarla ilişkili diğer alanları
    Kaynak: AGROVOCEmacs, özellikle genişletilebilirlik yönünden birbirine benzeyen ve ilişkili metin edtiörlerinin genel adıdır. Temel görevi metin
    Kaynak: Emacs

    Devamını Oku
  • ikincil lenfoit organlar:

    BSTS / Mikrobiyoloji Terimleri Sözlüğü

    ikincil lenfoit organlar anlamı İng. secondary lymphoid organs
    Görevleri başlıca bağışık yanıt için orTam hazırlamak, vücuda giren antijenleri yakalamak ve bunlara karşı bağışık yanıt oluşturmak olan lenf nodülleri ve dalak gibi organlar.

    Devamını Oku
  • ilişkili özellik:

    BSTS / Zootekni Terimleri Sözlüğü

    ilişkili özellik anlamı İng. correlated traits
    Aynı gen çifti tarafından etkilenen iki özellik.

    Devamını Oku
Sponsorlu Bağlantılar