çıkışmak ne demek, nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü

çıkışmak anlamı
Güney Anadolu'da âşıkların, sazları eşliğinde, karşılıklı konuşmaları.

Güncel Türkçe Sözlük

çıkışmak anlamı
(-e) 1. Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak: "Ben de ona bile bile sert çıkıştım" -A. Kabaklı. 2. (nsz) Yeter olmak, yetmek: Param çıkışmadığı için arkadaşımdan borç aldım.

Tarama Sözlüğü

çıkışmak anlamı
Başa çıkmak

Türkçe - İngilizce

çıkışmak anlamı
fiil
1) scold
2) upbraid
3) inveigh
4) blister
5) jump on
6) slap
7) chide
8) round on
9) snap
10) take to task
kelime öbeği
1) read the riot act to

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çıkışmak anlamı
Hesaplaşarak uzlaşmak.

*Kurşunlu -Çankırı
-Çorum
*Zile -Tokat
Cinis *Aşkale -Erzurum
Aşudu *Darende -Malatya
*Kilis -Gaziantep
*Elbistan, *Afşin -Maraş
Çepni *Gemerek, *Şarkışla -Sivas
*Pınarbaşı -Kayseri
*Bor -Niğde
Hacıyusuflar *Elmalı -Antalya

çıkışmak anlamı
Alım satımda mal ederini korumak: Bu fiyata çıkışmaz ki vereyim.

*Antakya Hatay

çıkışmak eş anlamlısı

azarlamak
(-i) Kırıcı ve sert söz söylemek, paylamak, tekdir etmek.yetmek
(nsz) 1. Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak: "Hasan'ın gücü yetse belki de dayak atacak." -H. E. Adıvar. 2. (-e) Yeterli sebep olmak: Bir sigara bir ormanı yakmaya yeter. 3. Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek: Bu zulüm artık yeter! 4. (-e) mec. Başkasına gereksinim duymamak, kendine yeter olmak: "Kendiyle dolu, kendine yeten, olgun ve aydın bir insanın değil bir günü, bazen bir saati bile yüz binlerce lira değerinde olabilir." -H. Taner. 5. (-e) hlk. Bir yaşa erişmek, ulaşmak: "At dört, kız on beşe yettiği zaman / Severim kır atı bir de güzeli." -Dadaloğlu. 6. hlk. Olgunlaşmak.
Sponsorlu Bağlantılar

çıkışmak ile en alakalı sözcükler ve anlamı

  • kifayet etmek:

    Güncel Türkçe Sözlük

    kifayet etmek anlamı
    yetmek, yeterli olmak: “Kazandığım para benim sade hayatıma kifayet ediyor.” –H. E. Adıvar.

    kifayet etmek eş anlamlısı

    yetmek
    (nsz) 1. Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak: “Hasan’ın gücü yetse belki de dayak atacak.” –H. E. Adıvar. 2. (-e) Yeterli sebep olmak: Bir sigara bir ormanı yakmaya yeter. 3. Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek: Bu zulüm artık yeter! 4. (-e) mec. Başkasına gereksinim duymamak, kendine yeter olmak: “Kendiyle dolu, kendine yeten, olgun ve aydın bir insanın değil bir günü, bazen bir saati bile yüz binlerce lira değerinde olabilir.” –H. Taner. 5. (-e) hlk. Bir yaşa erişmek, ulaşmak: “At dört, kız on beşe yettiği zaman / Severim kır atı bir de güzeli.” –Dadaloğlu. 6. hlk. Olgunlaşmak.

    Devamını Oku
  • yetmek:

    Divanü Lügati’t-Türk

    yetmek anlamı
    yetmek, yedeğinde götürmekyetmek anlamı
    yetişmek, erişmekyetmek anlamı
    erişmek

    Güncel Türkçe Sözlük

    yetmek, -er anlamı
    (nsz) 1. Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak: “Hasan’ın gücü yetse belki de dayak atacak.” –H. E. Adıvar. 2. (-e) Yeterli sebep olmak: Bir sigara bir ormanı yakmaya yeter. 3. Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek: Bu zulüm artık yeter! 4. (-e) mec. Başkasına gereksinim duymamak, kendine yeter olmak: “Kendiyle dolu, kendine yeten, olgun ve aydın bir insanın değil bir günü, bazen bir saati bile yüz binlerce lira değerinde olabilir.” –H. Taner. 5. (-e) hlk. Bir yaşa erişmek, ulaşmak: “At dört, kız on beşe yettiği zaman / Severim kır atı bir de güzeli.” –Dadaloğlu. 6. hlk. Olgunlaşmak.

    Tarama Sözlüğü

    yetmek anlamı
    1. Yetişmek, erişmek, vasıl olmak, ulaşmak. 2. Olgunlaşmak.

    Türkçe – İngilizce

    yetmek anlamı
    fiil
    1) suffice
    2) last
    3) cover
    4) answer
    5) see through
    6) get along
    7) serve
    8) stretch
    9) touch

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    yetmek anlamı
    Bir kimseyi elinden tutup götürmek, bir hayvanı yedeğe alıp çekmek

    Sivaslı –Uşak
    Çavdır –Burdur
    *Çal –Denizli
    *Nazilli –Aydın
    Manisa ve çevresi
    *Ayvalık –Balıkesir
    Bursa
    Tokat –Eskişehir
    *Ermenek –Konya
    Tömük *Mersin, Afşarlı *Silifke –İçel
    *Lüleburgaz –Kırklareli
    *Muratlı –Tekirdağ

    yetmek anlamı
    Olgunlaşmak.

    *Eğridir köyleri –Isparta
    Balıkesir ve çevresi
    *Düzce –Bolu
    *İskilip –Çorum.
    *Merzifon –Amasya
    Samsun
    *Afşin, Kapıdere *Elbistan –Maraş
    *Antakya, Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri *Reyhanlı –Hatay
    Maksutlu *Şarkışla, Hacıilyas *Koyulhisar, Vazıldan *Divriği –Sivas
    Yozgat
    *Haymana –Ankara
    Genezin *Avanos –Nevşehir
    Elbaşı *Bünyan –Kayseri
    Niğde
    *Ermenek –Konya
    Bozdoğan, Kesmeburun *Osmaniye –Adana

    yetmek anlamı
    Varmak, erişmek.

    *Eğridir köyleri –Isparta
    Bayburt *Selim –Kars

    yetmek anlamı
    Başa çıkmak, gücü yetmek: Ben sana yetemem, kardaşım yeter.

    Diyarbakır

    yetmek anlamı
    Varmak, ulaşmak

    Arpaçay – Kars

    yetmek anlamı
    Yetmek, yetişmek, ulaşmak

    Diyarbakır

    yetmek anlamı
    < ET yetmek: yetişmek; yetmek; çatmakyetmek anlamı
    Yetişmek, büyüyüp olgunlaşmak

    Kırşehir

    yetmek anlamı
    1. Yapmak. 2. Kâfi gelmek

    Çüngüş, Çermik Diyarbakır

    yetmek anlamı
    Ulaşmak

    Kars

    yetmek anlamı
    Kâfi gelmek // yetar ki: yeter ki, …da

    Artvin Yusufeli Uşhum köyü

    yetmek eş anlamlısı

    ulaşmak
    (-e) 1. Varmak, gelmek: “Doğudan batıya kadar ulaşmış bir zafer bestesi dinliyorum.” –R. H. Karay. 2. Elde etmek, erişmek. 3. Yetişmek. 4. Birbirine katılmak, dökülmek: Nehirler denizlere ulaşıyor.

    “yetmek” için örnek kullanımlar

    Ötümek (dua etmek), etmek (gücü yetmek) ve utağan (döl yatağı) anlamlarını içerir. Etene ise plasenta demektir. Etki gücü anlamını da
    Kaynak: EtügenÖtümek (dua etmek), etmek (gücü yetmek) ve utağan (döl yatağı) anlamlarını içerir. Etmek (yapmak) fiili ile de bağlantılıdır.
    Kaynak: Ötüken

    Devamını Oku
  • idare etmek:

    Güncel Türkçe Sözlük

    idare etmek anlamı
    1) yönetmek, çekip çevirmek: “Aramızdan biri mesela ev sahibi Kâzım Bey müzakereyi idare etsin.” –R. N. Güntekin. 2) tutumlu kullanmak: “Lakin siz, yine sabaha kadar kalacakmışız gibi idare edin mumu.” –R. N. Güntekin. 3) yetmek, yetişmek: “Evler ve dükkânların Ahmet’i idare edeceği belli idi.” –S. F. Abasıyanık. 4) alışverişte yeterli olmak, kurtarmak: Bu kumaşı o fiyata veremem; idare etmez. 5) göz yummak, hoş görmek; 6) örtbas etmek.

    Türkçe – İngilizce

    idare etmek anlamı
    fiil
    1) manage
    2) administer
    3) handle
    4) manipulate
    5) control
    6) rule
    7) govern
    8) conduct
    9) steer
    10) rein in
    11) supervise
    12) direct
    13) boss
    14) officer
    15) administrate
    16) make it do
    17) make do
    18) look after
    19) make out
    20) mastermind
    21) content oneself
    22) quarterback
    23) conn
    24) rub
    25) rub along
    26) scrape along
    27) make shift
    28) spin out
    29) bestride
    30) guide
    isim
    1) husband
    kelime öbeği
    1) make both ends meet

    idare etmek eş anlamlısı

    kurtarmak
    (-i) 1. Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak: “Şu durup dururken şimşek gibi çakan ağrılardan kurtarsınlar, servetimin yarısını anamın ak sütü gibi vereyim.” –R. N. Güntekin. 2. Kurtulmasını sağlamak: “Bunlar tahlisiye madalyalarıdır. Geçen sene yangında bir çocuğu kurtardım.” –N. Hikmet. 3. Uzaklaştırmak. 4. Kazandırmak, yeniden ele geçirmek: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” –Atatürk. 5. Bir şeye zarar gelmesini önlemek: “Bu kız beni ilk defa çevreme karşı isyandan kurtardı.” –H. E. Adıvar. 6. Birinin cezalandırılmasına engel olmak: “Baban bana vaktiyle iyilik yaptı, seni kurtaracağım.” –H. E. Adıvar. 7. (nsz) Bir şeyin değerini karşılamak: Beş bin liradan aşağısı kurtarmaz!yetişmek
    (-e) 1. Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak: “Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti.” –Ö. Seyfettin. 2. Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak: Bu giysi yarına yetişmeli. 3. Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak: “Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi.” –A. Ş. Hisar. 4. Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak: “Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı.” –Y. K. Karaosmanoğlu. 5. Değmek, uzanıp dokunabilmek: Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez. 6. Vakit bulmak, yapabilmek: Ben bu kadar işe yetişemem. 7. (nsz) Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek: Bu para yetişir. Bu yemek hepimize yetişir. 8. Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak: “Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm.” –P. Safa. 9. (nsz) Üremek, büyümek, olmak: “Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti.” –S. F. Abasıyanık. 10. (-de) Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek: “İşte bu kadronun içinde yetişecektim ben.” –Y. Z. Ortaç. 11. İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek. 12. Yardım etmek, yardımına koşmak: “Tam o sırada talih imdadıma yetişti.” –R. H. Karay.yetmek
    (nsz) 1. Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak: “Hasan’ın gücü yetse belki de dayak atacak.” –H. E. Adıvar. 2. (-e) Yeterli sebep olmak: Bir sigara bir ormanı yakmaya yeter. 3. Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek: Bu zulüm artık yeter! 4. (-e) mec. Başkasına gereksinim duymamak, kendine yeter olmak: “Kendiyle dolu, kendine yeten, olgun ve aydın bir insanın değil bir günü, bazen bir saati bile yüz binlerce lira değerinde olabilir.” –H. Taner. 5. (-e) hlk. Bir yaşa erişmek, ulaşmak: “At dört, kız on beşe yettiği zaman / Severim kır atı bir de güzeli.” –Dadaloğlu. 6. hlk. Olgunlaşmak.

    “idare etmek” için örnek kullanımlar

    30 yıldır sanat camiasında olan birini idare etmek hiç kolay değil.One of the arts community for over 30 years, which is not easy to manage.Kaynak: habergazete.comSonuçta bir armutla idare etmek zorunda kaldılar.As a result they were forced to handle a armutla.Kaynak: timeturk.comBir kulübü idare etmek kadar zor bir şey yok.There is nothing so difficult to manage a club.Kaynak: hurriyet.com.tr

    Devamını Oku
  • kakımak:

    Divanü Lügati’t-Türk

    kakımak anlamı
    birine kızmak, darılmak

    Güncel Türkçe Sözlük

    kakımak anlamı
    (-i) hlk. 1. Bir kimsenin yaptığı işin beğenilmediğini kendisine sert sözlerle söylemek. 2. Öfkelenmek, kızmak. 3. Darılmak. 4. Paylamak.

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    kakımak anlamı
    Öfkelenmek, darılmak, kızmak.

    Isparta
    Balıkesir
    *Lapseki –Çanakkale
    *İzmit –Kocaeli
    İstanbul
    Çorum
    *Niksar –Tokat
    Bayadı –Ordu
    Maraş
    Konya
    *Kozan, Misis –Adana
    *Akseki –Antalya
    Edirne

    kakımak anlamı
    Öfkelenmek.

    Çorum

    kakımak eş anlamlısı

    darılmak
    (nsz) 1. Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olmak, gücenmek, küsmek, ilgiyi kesmek: “Kalenin üzerine top atmadılar bahanesiyle darılmadı mıydı?” –Ö. Seyfettin. 2. Gücenmek, kırılmak, alınmak, incinmek: “Sinirlenmek, darılmak, kin taşımak ne olduğunu bilmezdi.” –Y. K. Karaosmanoğlu. 3. Azarlamak, paylamak.kızmak
    (nsz) 1. Isıtılan veya ısınan bir nesnenin sıcaklığı çok artmak: Taşlar güneşten kızmıştı. 2. At, eşek vb. hayvanlar çiftleşmek istemek, kösnümek. 3. Dişi kuşlar zamanı gelip kuluçkaya yatma isteği göstermek. 4. mec. Öfkelenmek, sinirlenmek: “Tamamıyla bir Fransız olduğumu anlayınız da şapka giydiğime kızmayınız, olur mu?” –Ö. Seyfettin.öfkelenmek
    (-e) Öfkeli duruma düşmek, kızmak, hiddetlenmek: “Her şeyden alınıyorlar, her şeye öfkeleniyorlar.” –Y. K. Karaosmanoğlu.paylamak
    (-i) Birine kusurundan ötürü sert sözler söylemek, azarlamak: “Görümcesi onu paylıyor, o ise Kutlu’nun yüzüne bakıyordu, duymamacasına.” –N. Araz.

    Devamını Oku
  • çıhışmak:

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    çıhışmak anlamı
    Dövüşmek, kavga etmek.

    Gaziantep
    Karanıdere *Şereflikoçhisar –Ankara

    çıhışmak anlamı
    Yeter olmak, yetmek.

    Gaziantep

    çıhışmak anlamı
    Çıkışmak, kızmak

    Kırşehir

    Devamını Oku
  • kızışmak:

    Güncel Türkçe Sözlük

    kızışmak anlamı
    (nsz) 1. Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak. 2. Bitkiler, ıslaklık ve mikropların etkisi altında çürürken ısınmak: Ot balyaları kızıştı. 3. Hayvan, eş isteme zamanı gelmek, kösnümek: Aygır kızıştı. 4. mec. Zorlu, sert, kızışık bir durum almak, şiddetlenmek, artmak: “O dönem politik orTam zaten kızışmıştı.” –A. Ümit. 5. mec. Hızlanmak, hareketlenmek: “Erkekler arasında sahte kadın olup olmadığı üstüne tartışmalar kızıştı.” –L. Tekin.

    Türkçe – İngilizce

    kızışmak anlamı
    fiil
    1) become hot
    2) heat
    3) warm up
    4) come to the boil
    5) rut

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    kızışmak anlamı
    Öfkelenmek, hırslanmak

    Çepni *Gemerek –Sivas

    kızışmak anlamı
    Öfkelenmek, sinirlenmek.

    *Demirci Manisa

    kızışmak eş anlamlısı

    artmak
    (I) is. hlk. Büyük heybe.artmak
    (II) (nsz) 1. Çoğalmak: “O zaman bedava binme olasılığı artardı.” –A. Kutlu. 2. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak: Kumaş arttı. Yemek arttı. 3. Değeri yükselmek, fazlalaşmak: Arsa fiyatları arttı.hareketlenmek
    (nsz) Hareket kazanmak, harekete geçmek.sert
    sf. 1. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı: Sert tahta. 2. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen: “Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor.” –T. Buğra. 3. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı: Sert iklim. Sert hava. 4. Güçlü kuvvetli: “Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi.” –M. Ş. Esendal. 5. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı: Sert şarap. Sert tütün. 6. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan: “Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı.” –M. Ş. Esendal. 7. Gönül kırıcı, katı, ters: “Hayatında kimseye sert muamele etmedi ve öfke yüzü göstermedi.” –N. F. Kısakürek. 8. zf. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde: “Ben de ona bile bile sert çıkıştım.” –A. Kabaklı. 9. mec. Hırçın, öfkeli, hiddetli: Sert ses. “Zaten Atatürk’ün ne vakit öfkesine kapılarak herhangi bir kimseye karşı herhangi bir sert harekette bulunduğunu kim hatırlar?” –Y. K. Karaosmanoğlu. 10. mec. Titizlikle uygulanan, sıkı: Sert bir yönetim. 11. db. Ötümsüz.şiddetlenmek
    (nsz) Şiddeti giderek artmak, hızlanmak: “Yağmur büsbütün şiddetlenmişti.” –S. F. Abasıyanık.zorlu
    sf. 1. Güçlü, kuvvetli, şiddetli: Zorlu bir yağmur. 2. Tuttuğunu koparan, baskı yapabilecek ölçüde güçlü (kimse): “Ne zorlu bir amir olduğunu daha ilk gününden belli etti.” –H. Taner. 3. Zor, güç yapılan: “Millî Mücadelenin bazı zorlu safhalarında onun âdeta, işlere seyirci kalır gibi bir kayıtsız, ilgisiz duruşu olurdu ki…” –Y. K. Karaosmanoğlu. 4. Zorbalık yapan.

    Devamını Oku
  • itap etmek:

    Güncel Türkçe Sözlük

    itap etmek anlamı
    paylamak, azarlamak.

    itap etmek eş anlamlısı

    azarlamak
    (-i) Kırıcı ve sert söz söylemek, paylamak, tekdir etmek.paylamak
    (-i) Birine kusurundan ötürü sert sözler söylemek, azarlamak: “Görümcesi onu paylıyor, o ise Kutlu’nun yüzüne bakıyordu, duymamacasına.” –N. Araz.

    Devamını Oku
  • ağız açmak:

    Güncel Türkçe Sözlük

    ağız açmak anlamı
    1. söz söylemek, konuşmak.
    2. azarlamak, paylamak.
    “Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım.”- Memduh Şevket Esendal

    Devamını Oku
  • kırçmak:

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    kırçmak anlamı
    Bir şeyi çekerken koparmak

    Bursa
    *Bor –Niğde

    kırçmak anlamı
    1. Bir vuruşta biçmek. 2.bakınız» kıpçıtmak(I). 3. Kırılmak, burkulmak : Beygirin ayağı kırçıldı. 4. Bir şeyi dişle kesmek, koparmak. 5. Bir şeyi sert iki cisimle ezerek koparmak.kırçmak anlamı
    Kardan ve yağmurdan önce hava bulanmak : Hava yine kırçmaya başladı.

    Kemal –Çanakkale

    kırçmak anlamı
    Bir vuruşta biçmek.

    *Bünyan Kayseri

    Devamını Oku
  • açık saçık konuşmak:

    Güncel Türkçe Sözlük

    açık saçık konuşmak anlamı
    cinsel konularla ilgili sözler söylemek.

    Devamını Oku
Sponsorlu Bağlantılar