ama ne demek, nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Güncel Türkçe Sözlük

ama anlamı
bağ. (a'ma) 1. Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin: "Para kazanmayı hiç sevmiyordu ama hesapsız harcamaya bayılıyordu." -N. Cumalı. 2. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz: "İnanmam ama fırsat bulursam baktırmadan da yapamam." -K. Tahir. 3. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz: "Gerçi Miralay bey bu suretle tekrar hatıralarına dalıp derdini unutur ama onu gece yarılarına kadar dinlemek fedakârlığı da yine bize düşer." -H. Taner. 4. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz: Güzel ama güzel bir söz söyledi. 5. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz: "Gerçi, vekillerden bazıları yerli yerinde duruyordu ama!" -Y. K. Karaosmanoğlu.âmâ anlamı
sf. (a:ma:) Görme engelli.

Türkçe - İngilizce

ama anlamı
bağlaç
1) but
2) yet
3) however
4) only
5) if

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

ama anlamı
Akma, reçine, çamsakızı.

*Yatağan köyleri -Muğla

ama anlamı
Kızkardeş.

Uçhisar, -Nevşehir

ama anlamı
(< Ar. amma) amma, fakatama anlamı
(< Ar. a'mâ) âmâ, körama anlamı
Amma, fakat (bakınız» amma)ama anlamı
< Ar. ammâ: ama, amma, fakat

ama eş anlamlısı

amma
bağ. 1. Ama. 2. Yanına getirildiği kelimenin anlamına aşırılık katarak şaşma veya hayranlık anlatan bir söz: "Hatırladıkça amma da yılışıkmışım ha der, utana utana." -T. Buğra.lakin
bağ. (la:kin. l ince okunur) Ama: "Halis bir şiir fena okunabilir lakin sahte bir şiir iyi okunamaz." -Y. K. Beyatlı.

"ama" için örnek kullanımlar

Bizim de maç içinde hatalarımız var ama küçük nüanslarda önemli.Our mistakes in the match, but little nuances are important.Kaynak: haber3.comBazen polis gönderdik ama hiç düşünmedik bu annelerin derdi ne diye?What is wrong with these mothers never thought Sometimes the police, but he sent?Kaynak: hurriyet.com.trBahane değil belki ama puan kayıplarında etkisi olduğunu düşünüyorum.I think maybe that is not an excuse, but the effect of the loss of points.Kaynak: fotospor.comEge ve Akdeniz'in suları uyur, ama düşmanlarımız uyumaz.The waters of the Aegean and the Mediterranean, sleeps, but enemies do not sleep.Kaynak: haber7.com.ama bulutlar (özgün adı: … but the clouds …), Samuel Beckett 'ın Ekim - Kasım 1976'da BBC 'nin kendisine onay için yolladığı (ve onun "
Kaynak: ...ama bulutlar...Sorry ıf ı Love You (Türkçe : Üzgünüm ama Seni Seviyorum). Federico Moccia 'nın yönettiği Rita Rusic'in çektiği başröllerini Michela
Kaynak: Üzgünüm ama Seni Seviyorum (film)Afganistan, resmi adıyla Afganistan İslam Cumhuriyeti Asya 'da deniz e sınır ı olmayan bir ülke dir. Orta Asya 'da bulunur ama etnik ve
Kaynak: AfganistanDeniz kızları, belinden yukarısı dişi bir insan görünümünde olan, ama aynı zamanda bir balık kuyruğuna sahip olan efsaneleşmiş düşsel
Kaynak: Deniz kızıLe Mans Football Club; Le Mans şehrinde bulunan 1872'de Fransız, İngiliz ve Türk tüccarlarının yardımlarıyla kurulan ama maddi yetersizlik
Kaynak: Le Mans FC
Sponsorlu Bağlantılar

ama ile en alakalı sözcükler ve anlamı

  • amma:

    Güncel Türkçe Sözlük

    amma anlamı
    bağ. 1. Ama. 2. Yanına getirildiği kelimenin anlamına aşırılık katarak şaşma veya hayranlık anlatan bir söz: “Hatırladıkça amma da yılışıkmışım ha der, utana utana.” –T. Buğra.

    Türkçe – İngilizce

    amma anlamı
    sıfat
    1) some

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    amma anlamı
    Nine.

    Dağlat, Orhaniye, Akhisar –Afyon
    Çilehane *Reşadiye –Tokat

    amma anlamı
    Amma, fakat (bakınız» ama)amma anlamı
    Ama

    Kırşehir

    amma eş anlamlısı

    ama
    bağ. (a’ma) 1. Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin: “Para kazanmayı hiç sevmiyordu ama hesapsız harcamaya bayılıyordu.” –N. Cumalı. 2. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz: “İnanmam ama fırsat bulursam baktırmadan da yapamam.” –K. Tahir. 3. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz: “Gerçi Miralay bey bu suretle tekrar hatıralarına dalıp derdini unutur ama onu gece yarılarına kadar dinlemek fedakârlığı da yine bize düşer.” –H. Taner. 4. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz: Güzel ama güzel bir söz söyledi. 5. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz: “Gerçi, vekillerden bazıları yerli yerinde duruyordu ama!” –Y. K. Karaosmanoğlu.

    “amma” için örnek kullanımlar

    Kimileri güzelliklerinden bahsedip, amma ile sözlerine son verecektir.Some are talking about beauty, he will put an end to amma.Kaynak: blog.milliyet.com.trAmma velakin günümüz şartlarında o kıyafetleri kullanamayız.What a velakin that clothes can not use today's conditions.Kaynak: blog.radikal.com.trŞimdi gençten birisi çıkar ‘ İhtiyarda, amma horozmuş’ der.Now comes one of the teenagers 'old man, what a horozmuş' he says.Kaynak: blog.milliyet.com.trBDP den 3 isim İmralı’ya gidecekmiş de.. Amma da büyük iş..As the name would go from 3 Imrali BDP .. You're such a great job ..Kaynak: pressturk.comMustafa’dır ismi amma Hacı Gedik’le benâm. İnnemel âmâl-ü binniyat buyurdu Rabbena. R.1309 (M.1893) Kitabenin günümüz türkçesine çevrilmiş
    Kaynak: Hacı Gedik HanıHayatı ve Eserleri : Gelir amma neden sonra. Bir selama kail oldum. Verir amma neden sonra. Bahçede açılan güller. Dalında öten bülbüller
    Kaynak: Âşık ÖmerBir kez daha,ha,amma ihtiyatsızlık! Romandan alıntılar: Örneğin,körlerin sokaklarda karşıdan karşıya geçmesine yardım etmeyi çok seviyordum.
    Kaynak: Düşüş (roman)Anlam oyunu, bir kelimenin bütün anlamlarını bir cümlede ifade etmektir: Adın Gül amma gülemedin ömründe, gibi. Anlam genişlemesi veya
    Kaynak: Anlam (edebiyat)Bu arada Köye gelen bir memur kafilesi espri ile Çengerli bayırını göstererek amma a kapalı köy ne azı var nede burnu var deyince, o zaman
    Kaynak: Yeşilova, PehlivanköyAncak romandaki mahur beste, romanın kurmaca karakterlerinden Talat Bey’in yazdığı, Neşati’nin;“gittin amma ki kodun hasretle cânı bile
    Kaynak: Mahur BesteKelimelerin doğuşuyla ilgili varsayımlar: Hayretler içinde kalıp “amma uzun!” demişler. Zamanla bu “amma uzun”, Amazon ‘a dönüşmüştür.
    Kaynak: Güneş-dil teorisiŞiirin Tamamı : Yahşi görünür sureti amma ki yamandır: Benzer felek ol çenber-i fânûs-ı hayâle: Kim nakş-ı temâsîli serîü’l-cereyândır:
    Kaynak: Terkîb-i bend (Ziya Paşa)Kırılsa pâre pâre olsa amma Zarar gelmez ana bir türlü kat’â. Yatar zir-i zemînde hâke yek-sân Semâda adıdır mihr-i dirahşân. Eğer kim
    Kaynak: Lugaz

    Devamını Oku
  • ama ne:

    Güncel Türkçe Sözlük

    ama ne anlamı
    1) “ne hoş” anlamında kullanılan bir söz: Ama ne manzara! Ama ne film! 2) “şaşılacak niteliği olan” anlamında kullanılan bir söz: Ama ne kılık!

    “ama ne” için örnek kullanımlar

    Seneler sonra gidip almak istiyor ama ne olduğunu hatırlayamıyordu.Years later wants to go, but could not remember what it is.Kaynak: haberturk.comAma ne Trabzon ne de Beşiktaş adına bizleri tatmin eden bir oyun olmadı.But what a game that satisfies us in the name of Trabzon in the Besiktas what happened.Kaynak: skorer.milliyet.com.trAma ne kadar sürer, yol kazaları olur mu, kimse kestiremez.But how long it takes, road accidents, would you, no one can predict.Kaynak: haber.stargazete.comMisal gecenin bir vakti bişiler yemek istiyosun ama ne olduğuna karar veremiyorsun.You want to eat something in the shade models middle of the night, but can not decide what happens.Kaynak: blog.milliyet.com.tr

    Devamını Oku
  • akşama kadar:

    Güncel Türkçe Sözlük

    akşama kadar anlamı
    bütün gün, ara vermeden.

    “akşama kadar” için örnek kullanımlar

    Önceki akşama kadar bu konuda hiç açıklama yapmamıştı.No explanation on this matter had not done the previous evening.Kaynak: posta.com.trOnlar sabahtan akşama kadar oyun oynamaktan bıkmazlar.They bıkmazlar from morning till evening playing games.Kaynak: haber.gazetevatan.comAkşama kadar dolaştığı halde, kesesini heybesine çarpmaya, çalmaya kalkan olmamış.Circulates until the evening, then,'s bag purse shock, never trying to steal.Kaynak: haber.gazetevatan.comSıkı kahvaltı akşama kadar idare edermiş..Tight breakfast to evening administration named the ..Kaynak: gundem.milliyet.com.tr

    Devamını Oku
  • aşama:

    BSTS / Atletizm Terimleri Sözlüğü

    aşama anlamı İng. Stage Osm. Merhale Alm. Vorgabe Fr. Étape
    1- Bayrak yarışlarına katılan takımların her bir koşucusuna düşen uzaklık. 2- Yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri.

    BSTS / Ceza Yargılama Yöntemi Yasası Terimleri

    aşama anlamı İng. degree, grade Osm. derece Alm. Ordnung, Stufe, Grad Fr. defré
    Yargılıkların görev bakımından ayrıldıkları basamakların her biri.

    BSTS / Kılıçoyunu Terimleri Sözlüğü

    aşama anlamı İng. Barrage Osm. Baraj Fr. Barrages
    Sonlama yarışmalarında, iki ya da daha çok yarışmacının yenme durumları eşit olursa, birinciyi seçebilmek için düzenlenen yeni karşılaşma.

    Güncel Türkçe Sözlük

    aşama anlamı
    is. 1. Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. 2. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale: “Onlar biçkiyi, provayı öğrenme aşamasına gelmişlerdi.” –A. Kutlu. 3. sp. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

    Türkçe – İngilizce

    aşama anlamı
    isim
    1) phase
    2) stage
    3) cycle
    4) tier
    5) process
    6) grade
    7) instance
    8) rank
    9) pitch
    10) degree
    11) estate
    12) gradation
    13) strand
    kelime öbeği
    1) half-way house

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    aşama anlamı
    Çayırlık biçildikten sonra ikinci kez gelen çimen

    Rize

    aşama eş anlamlısı

    adım
    is. 1. Yürümek için yapılan ayak atışlarının her biri. 2. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 cm olan mesafe. 3. Girişim, hamle. 4. mat. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. 5. sp. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. 6. sp. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. 7. tek. İki diş arasındaki aralık: Bir vida adımı.basamak
    is. 1. Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri: “Koşarak basamaklara yürüdü, merdivenleri bir solukta çıktı.” –P. Safa. 2. Derece, aşama, kerte, evre. 3. mec. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer: “Bunlar memleketin edebiyat tarihinde beni yavaş yavaş yükselten birer basamak.” –H. E. Adıvar. 4. mat. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane: Onlar basamağı. Yüzler basamağı. 5. mat. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.etap
    is. sp. 1. Aşama. 2. Adım.evre
    is. Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, aşama, safha, merhale.merhale
    is. 1. Derece, basamak, aşama, evre: “Bu yolun üstünde Edirne bir konak, hürriyet bir merhaledir.” –F. R. Atay. 2. esk. Varılması istenen noktaya kadar aşılması gereken yerlerin her biri, konak, menzil. 3. esk. Bir yolcunun sekiz saatte gidebileceği mesafe.mertebe
    is. 1. Aşama, derece, rütbe: “Bu sanatkârı bir yarım ilah mertebesine yükselten ne kuvvet ne de hususiyettir.” –A. Ş. Hisar. 2. Evre, safha.paye
    is. (pa:ye) esk. 1. Rütbe: “Lalalık, kavaslık derecelerinden kalfalık payesine yükseldiği bir sırada yanımdan uzaklaştırıldı, gitti.” –Y. K. Karaosmanoğlu. 2. Derece, aşama.rütbe
    is. 1. Mertebe, derece, paye. 2. Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu derece, mevki: “Ben de nişancı taburunun subaylarını rütbeleriyle, isimleriyle bilirdim.” –N. Cumalı.

    “aşama” için örnek kullanımlar

    Silahların sustuğu aşama sonrasına hazırlıksız girmemeli Türkiye.Turkey should not enter phase keeps silent after the impromptu weapons.Kaynak: haber.stargazete.com”Troia Müzesi ile Çanakkale ve batı turizmi yeni bir aşama kazanacak.'' Troy Museum and the Dardanelles and western tourism a new stage win.Kaynak: bloomberght.comİş fikirlerinin 451’i ikinci aşama başvurusu yapmaya hak kazandı.451 business ideas that won the right to apply for the second phase.Kaynak: tubitak.gov.trSamsun spor alt yapısı anlamında büyük bir aşama kazanmakta.Samsun is gaining a huge leap in terms of sports infrastructure.Kaynak: haber3.comÇıkışına bağlanan yükü ardına bağlı eviricilerle en kısa gecikme ile sürebilecek aşama sayısını bulmak için, N*F 1/N+P D. farklı aşama
    Kaynak: Dışa-4bağSaldırganlık, hayvanların kendilerini ve yaşadıkları alanı korumak, topluluk içinde belirli bir aşama sırası kurmak için benimsedikleri
    Kaynak: SaldırganlıkFarmasötik Teknoloji ilaç şekli üretimiyle, bu üretimde kalite güvencesini temin eden her türlü aşama ve girdinin denetlenmesi ve
    Kaynak: Farmasötik teknolojiTers Osmoz (Reverse Osmosis, RO) ile su arıtmada temel olarak iki aşama bulunuyor. İlk aşamada arıtılacak su, bir takım ön temizleme
    Kaynak: Ters osmoz2010 FIFA Dünya Kupası eleme aşaması 2010 FIFA Dünya Kupası ‘nda, grup maçlarının ardından gelen ikinci aşama. Gruplarını ilk iki sırada
    Kaynak: 2010 FIFA Dünya Kupası eleme aşamasıPsikolojik eşik, psikolojik aşama, psikolojik sınır veya psikolojik bariyer, bir konuda psikolojik nedenlerle aşılması güç olan nokta.
    Kaynak: Psikolojik eşikBu madde büyük oranda, bazı bilimadamları tarafından yaşamın kökeni için anahtar bir aşama olarak görülen küçük küresel birimler olarak
    Kaynak: Mikro küreNesil GSM Hizmeti; bantgenişliği açısından son aşama olarak kabul edilen, doğrudan uydu çıkışı yapabilecek (zira şu anki cep telefonları
    Kaynak: 5. Nesil GSM Hizmetiİlk aşama üretim maliyetleri ile ürün maliyet kalemlerini düşürmek. Organizasyon maliyetlerini min. indirgemek. İlk iki madde standart
    Kaynak: Maliyet yönetimiKırıcı, maden lerde ortaya çıkan ürünün işlenmesinde ilk aşama sayılır. Açık maden işletmeciliği nde alınan taşlar belli oranlarda
    Kaynak: KırıcıÇarktaki 5 aşama şunlardır: a. PLANLAMA VE YÖNELTME: İstihbarat ihtiyaçlarının belirlenmesi, bir toplama planının hazırlanması, bilgi
    Kaynak: İstihbarat ÇarkıSon ve beşinci aşama olan işe alım sonuçları ise ilk aşama olan işe alım hedefleri karşılanmasının tespitinin gerçekleştiği bölümdür.
    Kaynak:

    Devamını Oku
  • çamaşır:

    BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

    çamaşır anlamı
    1. Uzun bez atlet. (*Kandilli *Bozüyük -Bilecik) 2. Giysi. (Seydali, İnönü -Eskişehir)

    Güncel Türkçe Sözlük

    çamaşır anlamı
    is. 1. İç giysisi: “Çamaşırlığa çamaşır yıkamaya gitmiştim.” –A. Ağaoğlu. 2. Kirli eşyaları yıkama işi: “Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı.” –H. E. Adıvar.

    Türkçe – İngilizce

    çamaşır anlamı
    isim
    1) washing
    2) laundry
    3) linen
    4) clothes
    5) washings
    sıfat
    1) washing
    2) linen

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

    çamaşır anlamı
    (< Far. câme+şûy) çamaşırçamaşır anlamı
    < Far. câme-şûy: çamaşır || çamaşur

    “çamaşır” için örnek kullanımlar

    Orada hayatında çamaşır, bulaşık makinası görmemiş kadınlar var.There is laundry in life, women have never seen a dishwasher.Kaynak: yeniasir.com.trÇamaşır makinesinin olduğu yerde çamaşırlıkta bir tuvalet var.Çamaşırlıkta where there is a toilet in the washing machine.Kaynak: iha.com.trHayatında çamaşır makinesi, bulaşık makinesi görmemiş kadınlar var.Life washing machine, dishwasher, women have never seen.Kaynak: timeturk.comAramalarda bagaj bölümünde bulunan bir çamaşır makinesinin içerisine gCalls, a washing machine is located in the luggage compartment in the gKaynak: haberler.comÇamaşır topu (İng. Laundry ball, Wash ball); çamaşır yıkamada deterjan yerine önerilen bir üründür. Topların üreticileri genellikle
    Kaynak: Çamaşır topuVan Gölü suyu, çamaşır sodası çözeltisidir ancak içinde her çeşit deterjan da vardır. Soda saf hâlde Beypazarı’nda bulunur. Gölü’ndeki
    Kaynak: Çamaşır sodasıAlva John Fisher 1862 yılında doğmuş 1947 yılında ölmüştür. 1906 yılında dünyanın ilk çamaşır makinesi ni yapmıştır. Bu çamaşır
    Kaynak: Alva J. FisherBu parçalar, kişisel bilgisayarlar, otomobiller, çamaşır makinesi ve benzeri elektrikli ev eşyaları veya çeşitli sanayi ugulamaları gibi
    Kaynak: Bilgisayar donanımıDeterjanların,kireç önleyicilerin,çamaşır ve tül beyazlatıcıların ürün bileşiminde kullanılır. Sodyum Karbonat oranı fazla olursa
    Kaynak: Sodyum karbonatİçme suyu kalitesinde olmayan sulara örnek olarak tuvalet rezervuarları, çamaşır yıkama, bahçe sulama ve araba yıkama gibi kaba temizlik
    Kaynak: Gri suElbise ya da çamaşır dikimine yarayan makine. 18. yüzyılın ortalara doğru bulunmuştur. Fakat 1846 yılında ABD’li Elias Howe’un iki iplik
    Kaynak: Dikiş makinesiBor bileşiklerinin ana kullanım alanları, çamaşır tozunda beyzalatıcı olarak (sodium perborat ) ve ısı yalıtımında kullanılan cam
    Kaynak: BorGünlük hayatta beyazlatıcı çamaşır sularında kullanılmaktadır. Asidin bir canlı dokusu ile teması, dokularında hasara yol açmaktadır.
    Kaynak: Sodyum hipokloritLucky, özellikle ev temizliği ürünleri ve çamaşır temizliği ürünleri ile Güney Kore ‘nin ünlü markalarından biriydi. LG Electronics dünyanın
    Kaynak: LG GrupHastanın kullandığı çamaşır, yatak eşyası ve yiyecek eşyaları gibi malzemeler vasıtasıyla; Hayvanların insandan insana veya hayvanlardan
    Kaynak: Bulaşıcı hastalıkTürk beyaz eşya sektöründe ilk adımları atan Arçelik, 1959’da ilk çamaşır makinesini, 1960’da ilk buzdolabını üretmiştir. 1968 yılında
    Kaynak: ArçelikAynı zamanda oldukça meraklı hayvanlar olan kargaların mektup, çamaşır mandalı, araba anahtarı gibi nesneleri çaldığı da sıklıkla görülür
    Kaynak: KargaSulandırılmış çamaşır suyu temas ettiği HIV’i 10 dakika içinde öldürür. Sodyumhipoklorid, çamaşır suyunda bulunan etkili maddedir, içinde
    Kaynak: HIV

    Devamını Oku
  • iç çamaşırı:

    Güncel Türkçe Sözlük

    iç çamaşırı anlamı
    is. Fanila, külot, sütyen gibi tene, içe giyilen giysi.

    Türkçe – İngilizce

    iç çamaşırı anlamı
    isim
    1) underwear
    2) underclothes
    3) undergarment
    4) underclothing
    5) smalls
    6) small clothes

    “iç çamaşırı” için örnek kullanımlar

    Ceyda Ersoy’un taytının altına iç çamaşırı giymediği gözlendi.Ceyda taytının Ersoy was not wearing underwear beneath.Kaynak: haber3.comAvşar’ın eline aldığı iç çamaşırı takımını üzerine tutunca bir anda flaşlar patladı.Hold onto the set of lingerie at a time into the hands of Avşar flashes exploded.Kaynak: haberler.comİç çamaşırı parasını da ödememişti.Underwear had not paid the money.Kaynak: hurriyet.com.trBence iç çamaşırı koleksiyonum tuttu.I kept lingerie collection.Kaynak: haberturk.com

    Devamını Oku
  • çamaşırcı:

    Güncel Türkçe Sözlük

    çamaşırcı anlamı
    is. esk. Para ile başkalarının çamaşırını yıkayan kimse.

    Türkçe – İngilizce

    çamaşırcı anlamı
    laundress

    “çamaşırcı” için örnek kullanımlar

    Çamaşırcı kadının oğlunun aday olmadığı seçimlerde partisinin kaybının azımsanmayacak noktada olduğunun bilinmesini istiyoruz.The laundry is not nominated for her son at a substantial loss in the elections that his party would like to be known.Kaynak: erzurumgazetesi.com.trAB’den destek almak konusunda umudunun olmadığını belirten çamaşırcı kadının oğlu, Rusya’nın kendilerine karşı yaklaşımına da teşekkür ediyor.Hope to get support from the EU that specifies whether the washerwoman's son, also would like to thank Russia's approach towards them.Kaynak: erzurumgazetesi.com.trDevelerin yürüyüşünden, demircilerin sistematik çekiç vuruşundan veya çamaşırcı kadınların tokmak ses lerinden çıktığı görüşleri vardır.
    Kaynak: Aruz ölçüsüCinayet suçuyla aranan kaçak bir gençle (Ayhan Işık ), yaralı olarak sığındığı evin kadını, üç yıldır kocasından haber alamayan çamaşırcı
    Kaynak: Üç Tekerlekli Bisiklet (film)Aslında koati daha çok çamaşırcı ayıya benzer; gövdesi onunkinden daha ince, kuyruğu daha uzun ve kabarıktır, burnu daha çıkık ve
    Kaynak: Koati67 yaşındaki Hatice Göker’in Amerika Birleşik Devletleri başkonsolosluğunda çamaşırcı olarak çalıştığı ve Sovyet bayrağını tanımadığı
    Kaynak: 27 Haziran11 yaşındayken babasının ölmesi üzerine okulu bıraktı ve annesiyle birlikte temizlikçi ve çamaşırcı olarak çalışmaya başladı.
    Kaynak: Hans Christian Andersenanlatmış ve bu davranışların nedenini ise Mary Glover adında bir İrlandalı çamaşırcı kadının onların üzerinde büyü yapmasına dayandırmıştır.
    Kaynak: Salem cadı mahkemeleriFakat Rosina’nin eli çabuktur ve Kont’un pusulasını saklayıp yerine bir çamaşırcı listesini Bartola’ya verir. Bartalo ve sarhoş asker/Kont
    Kaynak: Sevil BerberiYapılan araştırmalarda, Pera bölgesindeki otellerin kirli nevresim ve çarşaflarının çamaşırcı kadınlarca Büyükbent kıyısında yıkandığı ve
    Kaynak: Belgrad Ormanı

    Devamını Oku
  • yumuşama:

    BSTS / Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü

    yumuşama anlamı İng. sonorisation Alm. Stimmhaftwerden Fr. sonorisation
    (Derleme.. tonlulaşma, sadalılaşma, ötümlüleşme) Süreksiz ünsüzlerin sürekli ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu: (ekmek-e) > ekmeğe, (kabak-a) > kabağa, (yurt-a) > yurda, (borç-a) > borca, (dip-e) > dibe vb.

    BSTS / Dilbilim Terimleri Sözlüğü

    yumuşama anlamı Fr. adoucissement, lenition
    Gergin ( sert ) abanıklarm gevşek ( yumuşak )olması: S’nin Z olması gibi.

    BSTS / Gramer Terimleri Sözlüğü

    yumuşama anlamı İng. voicing, sonorisation Alm. Erweichung, Stimmhaftwerden Fr. adoucissement, sonorisation
    Son sesinde tonsuz ünsüz bulunduran sözlerin, ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında tonlu duruma gelmeleri. Bu olay Türkçenin bu durumdaki her kelimesi için geçerli değildir. Ünsüzün niteliğini koruması veya tonlulaşarak yumuşaması kelimenin bünyesindeki ünlülerin özellikleriyle ilgili olmalıdır: dip / dibi, /dibin; uç / ucu / ucun / uca; ağaç / ağaca / ağacın; gömlek / gömleği / gömleğe; yurt / yurdu vb. krş. ip / ipi, iç /içi, göç / göçü, üst / üstü vb. || Tek heceli sözlerdeki yumuşama ve tonlulaşma, bu sözlerin vaktiyle birer aslî ünlü uzunluğu taşımalarından ileri gelmektedir. Aslî uzun ünlülerden sonra gelen p, t, ç, k, ünsüzleri, kendilerinden önce gelen bu uzun ünlülerin etkisi nedeniyle yumuşayıp tonlulaşmıştır. İki ve daha fazla heceli sözlerdeki ünsüz yumuşaması ise, Türkçenin iki ünlü arasında kalan ünsüzlerinin ses değişmesi kurallarına bağlıdır.

    BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü

    yumuşama anlamı İng. softening Alm. Enthärtung Fr. adoucissement; amollissement
    Bir yapının, yumuşaklık özelliği kazanması.

    Güncel Türkçe Sözlük

    yumuşama anlamı
    is. 1. Yumuşamak işi veya durumu: “Yüzünde belli belirsiz bir yumuşama vardı.” –Y. Z. Ortaç. 2. Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti, detant. 3. db. Ötümsüz ünsüzlerin ötümlü ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu: Ekmek-e > ekmeğe, kabak-a > kabağa, yurt-a > yurda, borç-a > borca, dip-e > dibe.

    yumuşama eş anlamlısı

    detant
    is. Yumuşama.

    “yumuşama” için örnek kullanımlar

    Détente anlamı rahatlama, yumuşama olan Fransızca bir terimdir. Terim, 1970’lerin başından itibaren uluslararsı siyasette kullanılmıştır
    Kaynak: DétenteGenleşme katsayısı, yoğunluk, yumuşama noktası, sertlik gibi teknik özellikleri standartlara uygun ve polimer sayısı yüksektir.
    Kaynak: PleksiBu, 1970’lerde Batı’nın yürüttüğü yumuşama siyasetine karşıttı ve yumuşama ya bağlı müttefiklerle sürtüşmeye neden oldu. Thatcher, ABD’nin
    Kaynak: Margaret ThatcherUluslararası alanda yumuşama politikasını (detant ) savunarak, bu politikaya dünya uluslarının istedikleri sistemi özgür iradeleriyle
    Kaynak: Leonid Brejnevİçerdiği elektronik elementler ve “Stanne”‘nin temiz vokali nedeniyle, ilk başta “yumuşama” iddialarıyla karşılaşan albüm, daha sonra
    Kaynak: Dark TranquillityDaha önceleri tipik karasal Doğu ikliminin etkisinde olan ilçenin Baraj Gölünün oluşmasıyla ikliminde önemli bir yumuşama görülmüştür.
    Kaynak: Ağın, ElâzığAmerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Rusya arasındaki yumuşama politikasını geliştirmiş, bunun sonucunda 1972 yılında SALT I antlaşması
    Kaynak: Henry KissingerÖzellikle Irak ve Ürdün ‘ün girişimleriyle 1989 ‘da hızlanan yumuşama süreci, birleşmeyi öngören bir anayasa tasarısıyla sonuçlandı.
    Kaynak: Güney Yementarafından verilen eğitime entegre edilebileceği konularından iki kez yumuşama işaretleri vermiş, ancak bu politikalardan somut sonuçlar doğmamıştır.
    Kaynak: Ibrahim Rugovadoğacak yararları sağlamak ve böylece yumuşama (detente) sürecini genişletmek, derinleştirmek ve sürekli ve kalıcı kılmak kararlılığı içinde,
    Kaynak: Helsinki Nihai SenediYabancı dillerden Türkçeye geçen kimi sözcüklerde yumuşama olmaz. bisiklet bisikleti. hukuk hukuku. kart karta. ahret ahreti. Ünsüz yumuşaması
    Kaynak: Ünsüz yumuşaması

    Devamını Oku
  • çamaşırlık:

    BSTS / Döşem Terimleri Sözlüğü

    çamaşırlık anlamı İng. laundry Osm. çamaşırhane
    Çamaşır yıkanan yer.

    BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

    çamaşırlık anlamı
    Göl kenarındaki çamaşır yıkama yerleri. (Gençali *Senirkent -Isparta)

    Güncel Türkçe Sözlük

    çamaşırlık, -ğı anlamı
    is. 1. Çamaşır yıkamak için kullanılan yer, çamaşırhane: “Çamaşırlığa çamaşır yıkamaya gitmiştim.” –A. Ağaoğlu. 2. Kurutmak amacıyla üzerine çamaşır serilen araç. 3. İçine çamaşır konulmaya yarayan sepet veya torba.

    Türkçe – İngilizce

    çamaşırlık anlamı
    laundry

    çamaşırlık eş anlamlısı

    çamaşırhane
    is. (çamaşırha:ne) Çamaşırlık: “Çamaşırhanenin arkasındaki duvardan atladım, dedim.” –R. N. Güntekin.

    “çamaşırlık” için örnek kullanımlar

    Türklerin Ortaysa da ki dinleri Şamanizim di Çamaşır köyün ortak malı olan çamaşırhane(çamaşırlık)de yıkanırdı. çamaşırlık köy çeşmelerinin
    Kaynak: Çukurelma, ElmalıEskiden Geğsilik şimdi çamaşırlık denilen yerlerde insanlarımız tarafından çamaşırlar yıkanırdı. yanında olmak üzere (2) adet Çamaşırlık vardı.
    Kaynak: Tepebaşı, ErmenekAyrıca misafir ağırlama geleneğinin devam etmesi için Yağcı Yolu üzerine bir “tekke ve tekkenin ardına bir de çamaşırlık yapılmıştır.
    Kaynak: Nusratlı, AyvacıkKöye, hamam, çamaşırlık, çarşı ve pazaryeri yapmak isteğe bağlı işlerdendir. Köy ile ilgili zorunlu işler, köylüler için bir kamu
    Kaynak: Köseler, Gümüşhacıköy

    Devamını Oku
  • amaçsızca:

    Güncel Türkçe Sözlük

    amaçsızca anlamı
    zf. (amaçsı’zca) Amaçsız bir biçimde.

    “amaçsızca” için örnek kullanımlar

    Bizim amacımız sadece modaya, amaçsızca tüketmeye özendirmek değil.Our goal is not only fashionable, not to encourage aimlessly consume.Kaynak: haber.stargazete.comÇok basit yerdeydi yani ama kurcalamak amaçsızca yapılmamalı.Rollin 'stone, so very simple, but should not be made ​​tamper aimlessly.Kaynak: blog.milliyet.com.trTümörler amaçsızca ürerler. Çünkü otonomi kazanmışlardır. Tümörlerin üremesinde normal dokulardaki gibi bir sınır yoktur. Yani sınırsızca
    Kaynak: TümörFilmin özgün adı olan “mallrats” alışveriş merkezlerinde toplanarak amaçsızca fazla zaman geçiren gençler ve yeniyetmeler için kullanılan
    Kaynak: Aylak Farelerde herşeyi yabancı ve itici bularak bir kimlik bunalımına giren ve amaçsızca turlayan Alman gazeteci Philip (Rüdiger Vogler)’in ülkesine
    Kaynak: Alis KentlerdeGittikçe yalnızlığa itilen Edmund harap kentte amaçsızca dolaşırken sokakta eski okul öğretmeni Bay Henning’e rastlar. Eski bir Nazi
    Kaynak: Almanya, Sıfır YılıBir gece amaçsızca dolaşırken sokakta propaganda yapan bir sosyalist hatipe rastlayan Jurgis bir anda kendisine gelir. Çekmekte olduğu
    Kaynak: Chicago MezbahalarıHer ne kadar günümüzde “özgürlük” oldukça çok net olmayan bir konu olsa da, diğer “özgür” yazarların amaçsızca yaşam tarzına ayak
    Kaynak: Gertrud Bäumerİki gün boyunca amaçsızca sağda solda vakit geçiren üçlü önce boş bir spor salonunda basketbol oynarlar, sonra da iyice sarhoş olup bir
    Kaynak: Kocalar (film)A ile B aynı zamanda, Godot’yu Beklerken ‘in zaman geçirmek ve kendilerini oyalamak için amaçsızca boş işler yapan, ancak sonunda kayda
    Kaynak: Sözsüz Oyun IIBu şık ama eski moda elbiseler içinde, başında fötr şapkası elinde bavulu ve şemsiyesi ile amaçsızca gezinirken kendisine bir limuzin
    Kaynak: Merhaba Dünya (film)Bir süre amaçsızca gezen Şevket Süreyya, Batum ‘a gittiğinde Komünist Parti’ye girdi. Yine Batum ‘da bir öğretmen arkadaşının kızkardeşi
    Kaynak: Şevket Süreyya AydemirCharlie, sokaklarda amaçsızca dolaşırken çiçekçi bir kızla tanışır. Kızın gözlerinin görmediğini fark edince son parası ile ondan çiçek
    Kaynak: Şehir IşıklarıKokteylde canı sıkılan Lidia, yalnız başına dışarı çıkarak sokaklarda amaçsızca dolaşır, çocukluğunun geçtiği yoksul ve harap mahallelerde
    Kaynak: Gece (film, 1961)başlattı. Prenses Diana ‘nın ölümünden sonra yaptığı: “İngiltere’nin kraliçesi olabilirdi fakat Paris ‘te Arap’larla amaçsızca dolaşıyordu.
    Kaynak: Quentin CrispSarastro, (arya:O Isis und Osiris) Isis ve Osiris tanrılarına dua ederek Tamino ve Pamina’ya bilgelik ruhunu vermelerini, amaçsızca
    Kaynak: Sihirli Flütengellendi ve belki de (Tek Yüzük’ün yok edilişinin ardından tıpkı Sauron gibi) Orta-Dünya üzerinden güçsüz ve amaçsızca dolaşmaya mahkûm edildi.
    Kaynak: Saruman

    Devamını Oku
Sponsorlu Bağlantılar